Hillsborough

Kullanan Takım: Sheffield Wednesday

Yapım Yılı: 2 Eylül 1899

Kapasite: 39,812

Boyutlar: 106 x 65

 

 

Hillsborough Stadyumu (genelde sadece Hillsborough), İngiltere’nin Sheffield kentinde yer alan futbol stadyumu. Stadyum kapasitesi tümü koltuklu olmak üzere 39,812 kişiliktir. Stadyum 2 Eylül 1899 yılından itibaren Sheffield Wednesday futbol takımının iç saha maçlarına ev sahipliği yapmaktadır. 39.812 seyirci kapasitesine sahip olan Hillsborough, şehrin en büyük stadyumu olma özelliği taşımaktadır. Ayrıca Premier Lig dışındaki en büyük stadyumdur.

Stadyum 1914 yılına kadar Owlerton Stadium ismiyle bilinmekteydi. 1914 yılında stadyumda maç esnasında bir duvar çöktü ve 75 seyirci yaralandı.

15 Nisan 1989 tarihinde, Hillsborough felaketi olarak da bilinen olayda 96 Liverpool taraftarı hayatını kaybetmiştir. FA Cup yarı final mücadelesinde yaşanan olayda 400 taraftar yaralanmıştır. Bu olay tüm zamanların en kötü spor trajedilerinden birisi olarak hatırlanmaktadır. Bu yaşanan trajedi, ülke çapında diğer stadyumlarda güvenlik önlemlerinin artırılması için teşvik olmuştur.

Kulüp 2018 veya 2022 FIFA Dünya Kupasında kullanılması amacıyla 22 milyon pound maliyetle stadyumu 44,825 koltuk kapasitesine çıkarmayı planlamaktadır. Proje Sheffield Kent Konseyi Planlama Departmanı tarafından onaylanmıştır. Stadyum daha önce sırasıyla, FIFA Dünya Kupası ve Avrupa Futbol Şampiyonası organizasyonları kapsamında düzenlenen, 1966 FIFA Dünya Kupası ile 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapmıştı.

17 Şubat 1934 tarihinde FA Kupası beşinci tur maçı, Hillsborough’da kaydedilen en yüksek seyircili maç oldu. Manchester City takımı ile oynanan ve 2-2 berabere biten müsabakayı 72.841 taraftar takip etti. 1993 yılında stadyumun tümünün koltuklandırılması ve kapasitenin düşmesinden sonraki en yüksek seyircili maç ise, 2 Şubat 2000 tarihindeki Manchester United karşılaşması olmuştur. Bu mücadeleyi 39.640 taraftar stadyumda takip etmiştir.

Hillsborough’da bir sezonda en yüksek seyirci ortalaması ise, 1952–53 sezonunda S.Wednesday takımı Birinci Lig’deyken 42,520 taraftar ile yakalanmıştır. Bir sezonda en yüksek ikinci seyirci ortalaması ise, Sheffield Wednesday takımının oyuncusu Derek Dooley’in 46 gol attığı ve takımın İkinci Lig’den terfi ettiği 1951–52 sezonunda 41,682 taraftar ile yakalanmıştır. Bu alanda kulüp adına en yüksek üçüncü rekor ise, 2004-05 sezonunda Birinci Lig’de mücadele ederken 23,107 taraftar ile yakalanmıştır.

Stadyumdaki en düşük seyirci katılımı, açıldığı sezon 6,800 taraftarın izlediği bir karşılaşmada gelmiştir. Bu stadyum tarihinin en düşük seyirci sayısıdır.

Hillsborough’da bir maçta elde edilen en yüksek hasılat, Türkiye ile Danimarka arasındaki EURO 96 karşılaşmasında elde edilmiştir. 28.671 seyircinin izlediği müsabakadan, toplam 1,012,150 pound gelir elde edilmiştir.

Hillsborough, hala üçüncü kademedeki bir futbol maçı için en yüksek katılım rekorunu elinde tutmaktadır.

Hillsborough’da bir kulüp maçında elde edilen en büyük gelir, 22 Nisan 1997 tarihinde Chesterfield ile Middlesbrough takımları arasında oynanan FA Cup yarı final tekrar maçında 680,965 pound ile elde edilmiştir. Karşılaşmayı 30.339 taraftar takip etmiştir.

Hillsborough’da bir Premier Lig karşılaşmasında elde edilen en yüksek hasılat ise, 7 Mart 1998 tarihinde Sheffield Wednesday ile Manchester United takımları arasındaki mücadelede 386,426 pound ile elde edilmiştir. Bu mücadeleyi 39,427 taraftar izlemiştir.

15 Nisan 1989…

O gün İngilizlerin hiç de beklemediği bir hava vardı. Yağmura alışık ve güneşe hasret İngilizler için gökyüzü pırıl pırıl ve tertemizdi.

Saat 15.00’te başlayacak İngiltere Federasyon Kupası yarı final maçında Sheffield Wednesday’in Hillsborough Stadı’nda Liverpool ile Nottingham Forrest karşılaşacaktı. Bu karşılaşma Nottingham Forrest taraftarları için, tam bir sene önce, Nisan 1988’de ve yine Liverpool’a karşı ve yine İngiltere Federasyon Kupası yarı finalindeki 2-1’lik mağlubiyetin bir rövanşı gibiydi.

“Soğuk” İngilizlerin aklına, ılık ve güzel bir bahar günü tüm tesadüflerin bir araya gelmesi, sanki kötü bir şeyler yaşanacak duygusunu getiriyordu.

21 bin kişilik stat tamamen dolmuş ve maçın başlamasına 10 dakika kala stat dışında polisten başka kimse yoktu.

Ancak ne olduysa maçın başlamasına kalan o son 10 dakikada oldu.

Hillsborough Stadı’nın “Leppings Lane” tarafındaki tribünün dışına gelen binlerce taraftar, sahaya çıkan futbolculara destek veren stat içindeki seyircilerin coşkusunu duyunca stada girmek istedi. Polisin tüm engellemelerine karşı tribün girişlerindeki demir parmaklıkların üzerinden atlayarak giren taraftarlar, daha sonra demir parmaklıkları da söküp tribünlere girdi.

Tamamen dolu stada hücum eden binlerce taraftar, tribünlerin üst tarafından sahaya doğru yönelmeye başladı. Alt tarafta kalan seyirciler de tribünleri sahayla ayıran tellere önünde sıkışmaya başladı. Ancak yukarıdan gelen taraftarların baskısıyla alt tarafta oluşan izdiham artık oluşacak bir facianın habercisi olmuştu.

Ancak bu faciayı ne polis, ne doktorlar, ne itfaiye, ne de maçın hakemi fark etmişti. Zaten, insanların kaderlerinin belirlendiği o ilk dakikalarda sadece polis değil, olay yerindeki medya ve sorumlular da olanları neredeyse alışılmış bir “kitlesel panik” olarak değerlendirmişti.

Maç başlayalı daha 6 dakika olmuştu ki Lepping Lane tarafındaki tribünü sahadan ayıran teller parçalanmış ve binlerce taraftar sahaya girmişti!

Maçı hemen tatil eden hakem, sağlık ve kurtarma ekiplerinin olaya müdahale etmesini istemişti. Ancak yaşanan olay bir faciaya dönüşmüş ve olay yerinde tam 94 Liverpool taraftarı ölmüş ve 766 kişi yaralanmıştı. Yaralananlardan 2 kişinin daha hastanede hayatını kaybetmesiyle ölü sayısı 96’ya yükselmişti.

Bu faciadan sonra gazeteler Liverpool taraftarlarını sorumlu tutarken, polisin araştırmaları ve aldığı ifadelerde de Liverpool taraftarlarının “suçlu” olduğunu ortaya çıkarmıştı.

Gazeteler de facianın nedenlerini araştırırken İngiltere’nin eskimiş statlarına dikkat çekiyordu. Amerika, Kanada ve İrlanda gazetelerinde de geniş yankı uyandıran bu olay hakkında Kanadalı gazeteci ve Crandord Üniversitesi güvenlik bölümü şefi şöyle yazmıştı:

“Bütün bu trajediler teker teker gözden geçirilirse, kolaylıkla, herkesin malumu olan bir takım veriler gün ışığına çıkacaktır: Özel ve kamusal hizmet sektörlerinde güvenlik önlemlerinin yaygın ihmali; kazaların ardından iletişim sisteminde ortaya çıkan zaaflar; uygun yetişmemiş ve aşırı yüklenilmiş personel ve –daima- yıkılmaya yüz tutmuş kamusal tesisler…”

Her ne kadar gazeteler taraftarların dışındaki faciaya dikkat çekse de kamuoyu ve polis gözünde suçlu yine de Liverpool taraftarlarıydı. Onlara göre Liverpoollular, “taşkın, sarhoş ve holigan”dı.

Sheffield’te yaşanan bu tarihi facia İngiltere futbolunda devrimler yaşanmasına neden oldu. Aslında daha önce Liverpool ile Juventus arasında Brüksel’deki Heysel Stadı’nda yine Liverpoollu taraftarların sorumlu tutulduğu facia sonrası dönemin İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher, kulüplere 5 yıl Liverpool’a da 6 yıl boyunca Avrupa kupalarına katılma yasağı getirdi. Bunun yanında Lord Taylor’ın hazırladığı ve “Taylor Raporu” olarak bilinen düzenlemeyle İngiliz futbolunda holiganizme karşı çalışma başlatıldı.

Sanayi Devrimi’nden sonra dünyanın ve Avrupa’nın en gelişmiş ülkeleri arasında başı çeken İngiltere’de statların mimarisi, güvenliği ve vatandaşlara verilen hizmetler tartışılır oldu. Tanıl Bora’nın derlediği “Futbol ve Kültürü: Takımlar, Taraftarlar, Endüstri, Efsaneler” kitabında “Hillsborough, 15 Nisan 1989 / Gelenekle Modernleşme Arasındaki İngiliz Futbolu” başlıklı bir makale kaleme alan Ian Taylor Hillsborough faciası için şöyle diyor:

“En nihayet Hillsborough faciası, İngiliz lig kulüplerinin sahip ve yöneticilerinin, parayı bastırarak maçlara gelen seyircilerinin konforu, rahatlığı ve güvenliğine karşı inatçı ve daimi ilgisizlilerinin ürünüydü: İngiliz futbolunun bu özel veçhesi genel olarak İngiliz kültürünün bir parçasıdır –yani, sorumluların (ve sözüm ona “sosyal devlet”in), başkalarının esenliğine ve güvenliğine dönük ihtimam yoksunluğunun…”

İşte bu değerlendirmede görüldüğü gibi İngiliz futbolu yaşanan facialardan sonra büyük bir değişim içine girdi. Gerek hükümet, gerek kulüpler, gerekse taraftarlar yinelenen faciaların yaşanmaması için büyük bir uğraş verdi.

Ancak, Hillsborough faciasının 23 yıl boyunca sorumlusu tutulan Liverpool taraftarları “aklanamadı.” Ta ki polise verilen ifadelerin taraftarları sorumlu tutacak şekilde değiştirildiği ortaya çıkana kadar.

Sarhoş, taşkın ve holigan olarak nitelenen Liverpool taraftarlarının 96 kişinin ölümüne neden olduğu düşüncesi, dosyaları inceleyen kurul, bazı raporların ve polisteki 164 ifadenin, ölümlerden “taraftarları sorumlu tutacak şekilde” değiştirildiğini belirlenmesinin ardından yıkıldı.

“Yaşananlar, kamuoyuna sunulandan çok farklıydı” diye yıllardır haykıran Liverpool taraftarları geç gelen “adalet”e sevinir oldu. Ve Liverpoollular Bugün gerçek, yarın adalet kampanyası başlattı. Yıllardır peşin hüküm verilerek suçlu gösterilen milyonlarca taraftardan özür dileyen İngiltere Başbakanı David Cameron “Bu skandala neden olan herkes yargı önünde bunun hesabını verecek” dedi.

Faciada ölen taraftarların cüzdanlarını çaldıklarını ve üzerlerine işediklerini, kurtarmayı engellediklerini, polise saldırdıklarını, sağlık ekiplerini dövdüklerini iddia eden ve açıkça Liverpoolları “suçlu” ilan eden İngiltere’nin en büyük gazetelerinden The Sun da taraftarlardan “özür dileme” hünerini gösterdi. “En doğru gerçek” başlığıyla özür haberi yayımlayan The Sun gazetesi suçlamalarını ve haksız ithamlarını Liverpoolluların gözünden nasıl silecek ya da silebilecek mi?

“Yasakla medenileşme” hareketini savunan İngilizlerin gerçekleri arama ve gerçeği eninde sonunda açıklama yeteneği 23 yıl sonra adaleti yerine getirmiş mi oldu?

Ya da başka bir deyişle:

“Geç gelen adalet, adalet miydi?”

Hillsborough 3 Hillsborough 2 Hillsborough 5 Hillsborough 6 Hillsborough 7

Reklamlar

Rize Yeni Şehir

Kullanan Takım: Çaykur Rizespor

Yapım Yılı: 24 Ağustos 2009

Kapasite: 15.558

Boyutlar: –

Karadeniz kulüplerinden Çaykur Rizespor’un iç saha maçlarını oynadığı, 15,558 seyirci kapasitesine sahip olan futbol stadyumudur.

Yıllarca Rize Atatürk Stadyumu’nda iç saha maçlarını oynayan Çaykur Rizespor için stadyum artık yetmemeye başlamıştı. Hem eskiyen hem de yetersiz duruma gelen Atatürk Stadyumu’nun yerine 13 milyon liraya UEFA ve FIFA kriterlerine uygun bir stadyum yapıldı. Açılış maçı 12 Ağustos 2009 günü Çaykur Rizespor ile Fenerbahçe arasında yapıldı. Maçı konuk ekip 2-1 kazandı.

Zemini Karadeniz’in yağışlı iklimine uygun olarak yapılan stadyumun drenajı kuvvetlidir. Eski stadyumda yağışlı havalarda zaman zaman yaşanan su birikintisi sorunu burada hemen hemen hiç yaşanmamaktadır.

Ulaşım bakımından Karadeniz Sahil Yolu’nun kenarında bulunan stadyuma ulaşım gayet kolay sağlanmaktadır.

İngiliz stadyumları örnek alınarak yapılan Rize Yeni Şehir Stadyumu’nun tribünleri FIFA’nın izin verdiği minimum yakınlıktadır ki bu taraftar baskısını konuk takımlar üzerinde hissettirmektedir. Tek kat olarak inşa edilen stadyum bir Anadolu kulübü için yeterli kapasiteye sahiptir. Başlangıçta deniz tarafına bakan kalenin arkasında bir tribün düşünülmemişti. Ancak daha sonra bundan vazgeçildi ve kale arkası tribün inşa edildi. Böylelikle kapasitesi de artmış oldu.

Stadyumun toplam seyirci kapasitesi 15.558 kişi olurken; bunun 15.197 kişisi seyirci, 277’si VIP koltuk, 84 koltuk ise basın mensuplarına aittir. Ayrıca 15 adet loca, 3 adet canlı yayın, 12 adet özel bölümlere ayrılmıştır. Modern statta araç ile gelecek olanlarda düşünülerek 1136 araç kapasiteli otopark hizmeti verilmektedir.

FIFA 2013 U-20 Dünya Kupası’nı düzenleyecek olan statlardan birisi olan Rize Yeni Şehir Stadyumu, Avustralya – El Salvador, Türkiye – Kolombiya maçlarının yanı sıra bir de çeyrek final maçına sahne olacaktır.

Rize Yeni Şehir 1  Rize Yeni Şehir 3 Rize Yeni Şehir 4 Rize Yeni Şehir 5

Olimpico di Torino

Kullanan Takım: Torino FC

Yapım Yılı: 14 Mayıs 1933

Kapasite: 28.140

Boyutlar: 105 x 68

 

 

1933 yılında düzenlenen Littoriali XI Oyunları için yaptırılan ve ilk ismi Benito Mussolini olan stadyumdur. Ayrıca aynı yıl düzenlenen Dünya Öğrenci Oyunları Oyunları’na da ev sahipliği yapmıştır. Mussolini’nin direktifiyle inşaatı başlamıştır.

1932 yılının Eylül ayında çalışmalar başladı. Littoriali’nin başında olan kişi, parti sekreteri Achille Starace tarafından 14 Mayıs 1933 günü açılışı yapıldı. 29 Haziran 1933 günü Juventus ile Macaristan’ın Ujpest Dozsat (6-2) takımı arasında oynanan Orta Avrupa Kupası karşılaşmasıyla sporseverlerle buluşmuş oldu.

Özgün tasarımında çevresini saran 640 metre uzunluğunda elips şekiller bulunuyordu. Tabanını beyaz granit oluşturuyordu. Gülle, disk atma, çekiç atma gibi saha sporları için 105 x 68’lik bir alan ayarlanmıştı.

Stadyum açıldıktan sonra 1934 Dünya Kupası sırasında çeşitli maçlara ev sahipliği yaptı. Avusturya’nın Fransa’yı uzatmalarda 3-2 yendiği maça ve çeyrek finalde ki Çekoslovakya-İsviçre (3-2) maçlarına sahne oldu. 1934-35 sezonunda Lig Kupası maçlarını düzenleyen stadyum oldu.

1935’ten sonra Juventus ve Torino 1990 Dünya Kupası için yapılan Delle Alpi’ye taşınıncaya kadar iç saha maçlarını burada yaptılar. 1935-1986 yılları arası maçlarını burada oynayan Juventus çok büyük başarılarını bu stadyum da imza attı. 16 kez İtalya şampiyonu, 7 kez İtalya Kupası şampiyonu, 1 kez UEFA Kupası şampiyonluğu ve unutulmaz onlarca maça çıktı. Torino kulübü de 1940’larda üst üste 5 kez olmaz üzere tam 7 kez lig ve 4 İtalya Kupası şampiyonluğu yaşadı.

Ayrıca 1938’den 1950’lere kadar stadyum Otomobil Müzesi olarak da hizmet verdi.

11 Mayıs 1947’de İtalya ile Macaristan arasında oynanan ve “Grande Torino” olarak adlandırılan maça ev sahipliği yaptı. Dönemin en güçlü takımlarından biri olan Macarlar’ı 10 kişi ile 3-2 mağlup eden İtalyanlar için o maç spor tarihinde tarihi bir zafer olarak yerini aldı.

1959 ve 1970 Universiade Oyunları için seçilen stadyum; 1980 tarihinde 1934 ve 1938 yıllarında İtalya’yı iki kere Dünya Kupası şampiyonu yapan efsane hoca Vittorio Pozzo’nun ismi stadyuma verilmiştir.

Delle Alpi’nin açılmasının ardından çok fazla kullanılmayan stadyum 2005 yılında Kış Oyunları için yeniden düzenlendi.

Juventus kulübünün yeni bir stat inşası için Delle Alpi’den taşınması üzerine Torino kulübü de Delle Alpi’den çıktı. İki kulüp de; yeniden bu stadı kullanmaya başladı. Ancak 2011 yılında açılan Juventus Stadyumu’na taşınan Juventus kulübü, Stadio Olimpico di Torino (Torino Olimpiyat Stadı)’yu Torino kulübüyle baş başa bıraktı.

Stadio Olimpico di Torino 1 Stadio Olimpico di Torino 2 SONY DSC Stadio Olimpico di Torino 8 Stadio Olimpico di Torino 9

Morumbi

Kullanan Takım: Sao Paulo FC

Yapım Tarihi: 2 Ekim 1960

Kapasite:  67.428

Boyutlar: 108,25 x 72,70

Brezilya’nın en güzide eyaletlerinden Sao Paulo şehrinin incisi olan Estadio do Morumbi; ter, çaba ve fedakârlıklarla elde edilmiş birçok zafere tanıklık eden mabettir. Stadyum, São Paulo şehrinde bulunan Tietê Nehri yakınında koskoca bir alanı kaplayan Chacara Ormanı’nda kulüp tarafından satın alınan arsaya inşa edilmek için çalışmalara başlanır. Bir diğer ifadeyle stadın inşa edildiği yer Sao Paulo’nun ıssız mahallelerinden biri olan Morumbi’den başkası değildi. 1952 yılında, São Paulo kulübünün başkanı Cícero Pompeu de Toledo, Belediye Başkanı Armando de Arruda Pereira’dan yeterli izinleri aldıktan sonra Morumbi mahallesinde resmen stadyumun temelini atmıştır. İnşaatı yaklaşık 10 sene süren stadyumun inşa komitesinde kulüp başkanı ve belediye başkanının da bulunduğu toplam 15 üst düzey yönetici bulunuyordu. Yeterli finans kaynağı bulunduktan sonra çalışmalar 1953 yılında büyük bir özveriyle devam etti. 31 Ekim 1956 tarihinde São Paulo Belediye Başkanı Wladimir de Toledo Piza stadyumun inşasına 5.5 milyon dolarlık bir kredi aktarımında bulundu. Estadio do Morumbi’nin tasarımını Sao Paulo’da modern mimarlık okulunun önde gelen temsilcilerinden João Batista Vilanova Artigas yapmıştır. Stadın inşasında 50.000 bin ton çelik kullanılmıştır.

Stadın yapılmasında büyük payı olan başkan Cicero’nun ölümü stadın tamamlanamayacağı şüphesini ortaya çıkardı. Bu yüzden inşaat geçici bir süre durdurulsa da, Cicero’nun yerine gelen Laudo Natel ezeli rakipleri Corinthians’ın stadı Estadio do Pacaembu’ya mahkûm olmamak için yarım kalan işi bitirmek için kolları sıvadı. Stadın açılış maçı 2 Ekim 1960 tarihinde São Paulo (1 – 0) Sporting Lizbon arasında oynanan müsabakayla açılmıştır. 56.448 kişinin izlediği mücadele de stadyumun ilk ve tek golü Peixinho’nun ayağından gelmiştir. 120 bin kişi kapasiteli olarak tasarlanan stadyum, 70 binlik kapasiteyle sevenlerini ağırlamıştır. İlerleyen yıllarda kulüp stadyumu tam kapasiteyle taraftarlarına sunmak için çalışsa da yeterli finans kaynağını bulamadı. Birkaç yıl sonra kulübün başarılarından gelen paralarla ve bulunan kaynaklarla 1970 yılında planlanan tasarım hayata geçirilmiş oldu. 25 Ocak 1970 tarihinde Portekiz kulüplerine yakınlığı ile bilinen kulüp, FC Porto ile 140.000 kişi kapasiteli yeni mabedinde bir dostluk maçı oynadı. Nunes Vieira (Porto) ve Miruca’nın (Sao Paulo) karşılıklı golleriyle 1 – 1 sona eren mücadeleyi 107.069 kişi tribünden takip etti.

Stadyumun seyirci rekoru 1977 yılında Ponte Preta (2 – 1) Corinthians arasında oynanan karşılaşma da 138.032 kişi ile elde edilmiştir. Dönemin Belediye Başkanı Bay Dahbaih böyle bir kalabalığın güvenliğini başarılı bir şekilde sağlayan kulüp yöneticilerine övgüler yağdırdı. Estadio do Morumbi tarihi boyunca 41 maçta 100 binden fazla taraftar çekmeyi başarmıştır. 1994 yılında stadyum büyük bir revizyon içerisine girdi ve 2000 yılına kadar iki defa yenileme çalışmalarına tabii tutuldu. Su infiltrasyonu (yağmur veya sulama sularının toprak profili boyunca yer çekiminin etkisi ile yüzeyden aşağıya doğru inmesi) ve çatlaklar gibi çeşitli sorunlar düzeltildi. Yeni aydınlatma sistemi kuruldu ve stadın güvenlik koşulları iyileştirildi. Dolayısıyla stadyumun maksimum kapasitesi 80.000 kişiye düşürülmüştür.

Estadio do Morumbi yapılışından bu yana Sao Paulo’nun önemli başarılarına tanıklık etti. Tarihinde üç kez Copa Libertadores şampiyonluğu bulunan kulüp, 2005 yılında kendi evlerinde 71.986 kişinin izlediği ve 4 – 0 kazandıkları Atletico Paranaense maçı unutulmazlar arasına girmiştir. Bununla beraber Sao Paulo kulübü kendi stadyumunda bu zamana kadar kazandığı 19 tane kupayı büyük bir coşkuyla kutladı.

Stadyum taraftarlara sosyal imkânlar sağlayan ve ülkenin bu alanda bir numaralı stadyumu olarak göze çarpmaktadır. Kulüp stadın 7.500 kişilik bölümünü %25 indirimle sosyal sigortalar kurumuna bağlı çalışan taraftarlara tahsil etmiştir. Ayrıca stat da; yüzme havuzları, tenis kortları, voleybol sahaları ve kapalı futbol ve basketbol salonları taraftarların hizmetine sunulmaktadır. Günümüzde 85.000 m²’lik bir alanlık bölgeye kurulan Morumbi, Brezilya’nın en gelişmiş sosyal tesislerini bünyesinde bulundurmaktadır. Sosyo-kültürel ilişkilerin ve izlenimlerin daha iyi pekiştirilmesi maksadıyla stadyum da halka açık konferanslar da düzenlenmektedir. Ayrıca tahminen 5.500 kitap ve derginin oluşturduğu bir kütüphaneye (Portekizce anlamı: Hemeroteca) sahip olan stadyum, şehir halkına önemli bir hizmet vermektedir.

Estadio do Morumbi turistler için gezi ve eğlence mekânı olarak ev sahipliği yapan modern bir görünüme sahiptir. Bu gaye ile marka değerini arttıran stadyum, kütüphanenin yanı sıra bar ve eğlence mekânlarıyla da öne çıkmaktadır. 11 Ağustos 2008 tarihinde stadyum da açılışını yapan St.Paul Bar Brezilya’da yapılmış ilk bar özelliğine sahiptir. Mekân, 900 metrekarelik bir alana kurulmuş ve 350 kişilik kapasiteye sahiptir. Genellikle maç günlerinde taraftarların akınına uğramaktadır. Ayrıca % 100 HD ful kalitesiyle on sekiz plazmanın oluşturduğu bir alanda oyun konsolları taraftarların ilgisine sunulmuş bir başka aktivitedir. Son olarak taraftarların canlı program ve röportajları kaydetmelerini sağlayacak bir stüdyonun imkânlarından faydalandıkları bir aktivite daha göze çarpmaktadır. Stadyum yapılan bu değişikliklerle ülkenin en modern komplekslerinden biri haline gelmiş ve bünyesinde farklı ülkelerin oluşturduğu mutfaklarla bezenmiş restaurantlar, kulübe ait futbol akademisi ve golf severlere hitaben mini golf sahaları da ön plana çıkmaktadır.

Tarihi boyunca Brezilya Milli Takımı’nın otuz maçına ev sahipliği yapmıştır. Brezilya bu maçlarda sadece bir kez mağlup olmuştur. O maç 1963 yılında oynadıkları (2 – 3) Arjantin maçıdır. Müzik ve karnaval ülkesi olan Brezilya’da Estadio do Maracana ile beraber dünya çapında birçok yıldızın düzenlemiş olduğu konserlere ev sahipliği yapmıştır. Bunlar arasında; Quenn, Nirvana, Michael Jackson, Madonna, Whitney Houston, U2, Linkin Park, Aerosmith, Beyonce, Metallica, Cold Play, Bon Jovi, The Black Eyed Peas, Shakira, Justin Bieber, Paul McCartney, Iron Maiden ve Lady Gaga gibi isimler sevenleriyle buluşmuştur.

Estadio do Morumbi’nin 2014 Dünya Kupası için modernleşmiş görüntüsüne ek olarak birtakım yenileme çalışmaları başlamıştır. Dolayısıyla zemini baştan yenilenen stadyumun kapasitesi de FIFA kriterlerine uygun bir biçimde 67.428 kişiye düşürülmüştür. 2014 Dünya Kupası açılış maçı Estadio do Morumbi’de oynanması planlanıyordu. Lakin 16 Haziran 2010 tarihinde Dünya Kupası Yerel Organizasyon Komitesi Sao Paulo kenti temsilcilerinin stadyum projesi için finansal açıdan istenilen şartları yerine getirmediğinden Estadio do Morumbi’yi kupa fikstüründen çıkarmıştır. Dünya Kupası hayalleri suya düşen stadın yenileme çalışmaları her şeye rağmen devam edilir. Kulüp yönetimi 2013 yılının sonuna kadar yapılması planlanan ve tüm koltukları kapatacak şekilde bir çatı yapmak için girişimlere başladı.

Son dönemlerde stadın yapılmasında büyük emeği olan başkan Cícero Pompeu de Toledo’nun anısına stadın ismi Estadio Cícero Pompeu de Toledo olarak değiştirilse de tüm futbolseverler tarafından hala Estadio do Morumbi olarak telaffuz edilmektedir. Ayrıca 2014 Dünya Kupası finallerini düzenleyecek statlar arasından çıkarılan Morumbi, 2016 Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yapacak statlardan biri olarak listeye dâhil edilmiştir.

Estadio do Morumbi 1 Estadio do Morumbi 6 Estadio do Morumbi 9 Estadio do Morumbi 7 Estadio do Morumbi 11

Volkswagen Arena

Kullanan Takım: VfL Wolfsburg

Yapım Yılı: 13 Aralık 2002

Kapasite: 30.000

Boyutlar: 105 x 68

 

 

Avrupa’da en iyi maç seyredilebilecek statların başında gelen Volkswagen Arena, 30.000 kişilik kapasitesiyle 2002 yılının kışında tamamlanarak hizmete girmiştir. 53 milyon avro maliyetle yapılan stadyuma kulübün ana sponsoru Volkswagen AG şirketi kefil olmuştur.

Stadyumun açılışı 13 Aralık 2002 senesinde Wolfsburg (1 – 2) Stuttgart takımları arasında oynanılan maç ile yapılmıştır. 30 bin kişilik kapasitesinin 8 bin kadarını maçları ayakta izleyen taraftarlar oluşturmaktadır. Ayrıca 32 tane VIP koltuk da tribünlerde göze çarpmaktadır. Stadın zeminine göz atacak olursak; zemin Desso Sports Systems Grass Master teknolojisiyle doğal ve müthiş bir görünüme sahiptir.

2008 – 09 sezonunda tarihinde Felix Magath yönetiminde ilk ve tek Bundesliga şampiyonluğuna ulaşan Wolfsburg kulübü bu stadyumda önemli zaferlere imza atmıştır. 15 Eylül 2009 yılında Volkswagen Arena’da Şampiyonlar Ligi grup maçında CSKA Moskova’yı 3 – 1 yenen Wolfsburg bu önemli organizasyonda ilk galibiyetini alırken başarılı santrafor Grafite de yaptığı hat-trick ile kulüp tarihine adını altın harflerle yazdırmayı başarıyordu. 2006 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapamayan stat, 2011 yılında düzenlenen Kadınlar Dünya Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapan mekânlardan biri olmuştur. Stadyum da 2005 ve 2006 senelerinde dünyanın önemli müzisyenlerinden Elton John ve Anastacia konser vermişlerdir.

Volkswagen Arena’ya dışarıdan bakılınca Volkswagen yetkili satıcılarının showroomlarında bulunan dış cephe kaplamalarına benzetilir. Stadın bir diğer özelliği de özel ışıklandırma sistemleri sayesinde tamamen yeşil renge bürünebilmesidir.

Volkswagen Arena 1 VLUU L100, M100  / Samsung L100, M100 Volkswagen Arena 4 Volkswagen Arena 5 Volkswagen Arena 7

Lille Métropole

Kullanan Takım: –

Yapım Yılı: 25 Haziran 1976

Kapasite: 18.185

Boyutlar: 105 x 68

Fransa futbol tarihinin en çok stadyum değiştiren belki de bu alanda ki unvanı rakiplerine kaptırmayan Lille OSC kulübü maçlarını Stade Grimonprez-Jooris’te oynarken, kulübün yeni bir stat inşa etme arzusu başarısız bir biçimde sonuçlanmış ve 2004 yılında mabetleri Stade Grimonprez-Jooris’ten ayrılarak Villeneuve d’Ascq bölgesinde yer alan Lille Metropole stadına taşınmıştır.

Başlangıçta stadyumun yapılmasında Lille Başkanı Paul Delannoy ile yönetici kardeşler François ve Pierre Mauroy Jouvenet’in payı büyüktür. Stadyum çoğunlukla atletizm oyunları ve futbol karşılaşmaları için planlanmıştır. Stadyumun mimariliğini mimar Roger Taillibert üstlenmiştir. Stat açılışını 25 Haziran 1976 günü Atletizm Şampiyonası için yapmıştır. Stadyumun kapasitesi o zamanlar 35 bin kişilikti. 2000’li yıllara kadar herhangi bir yenileme çalışmasına maruz kalmamıştır. 2003 yılında ise stadyum yenilenmiş ve stadın kapasitesine yeterince koltuk ilavesi yapılmıştır. 2007 yılında stada iki dev ekran eklenirken, 2010 yılında ise atletizm pisti Dünya Şampiyonası konseptine uygun olarak yenilenmiştir.

Yıllar ilerledikçe Lille kulübünün yöneticileri Lille Metropole stadını geçici olarak kullanacaklarına karar verirler. Çünkü esas statları Grande State Lille Metropole’un inşaatı da 2009 yılında başlamıştı. Lille Metropole stadının konforu iyi olmadığı için genellikle taraftarlar tarafından eleştirilmiştir. Onlara göre bu stadyum futbol için tasarlanmış bir stadyum değildi ve bunun nedeni de eski ve küçük olmasından kaynaklanıyordu. Ayrıca, sadece dört tribünden sadece iki tanesinin kapalı olması, atletizm pistinin eğimli noktasının kaleye yakın olması gibi etmenler taraftarları çileden çıkarmıştır. UEFA gözlemlerinde stadın zemini ve tribünlerinin iyi olduğunu ifade ederken; güvenlik, otopark ve medya tesislerinin zafiyet içerisinde olduğunu dile getirmiştir. Böylece testi geçemeyen Lille kulübü 2005 – 06 sezonunda Şampiyonlar Ligi maçlarını Stade de France’da oynarken, 2006 – 07 sezonunda ise Stade Felix Bollaert stadyumunda oynamıştır. Yıllar sonra 2011 – 12 sezonunda ise UEFA’nın kriterlerini sorunsuz bir biçimde yerine getiren Lille kulübü Şampiyonlar Ligi maçlarını burada oynamıştır.

Lille OSC kulübü 2004 – 2012 yılları arasında iç saha maçlarını bu stadyumda oynarken, şu an Fransa amatör liglerde mücadele eden ES Wasquehal ekibi de 1997 – 2005 yılları arasında maçlarını burada oynamıştır. Ayrıca, Belçika Ligi ekiplerinden Royal Excelsior Mouscron 1997 – 98 sezonunda Avrupa Kupası maçını sadece bir kez Lille Metropole stadında oynamıştır. Fransa Milli Takımı bu stat da tarihi boyunca sadece iki maç yaparken ikisini de kazanmayı başarmıştır. Stadyum, futbol dışında atletizm, rugby ve Amerikan Futbolu gibi sporlara da ev sahipliği yapmıştır.

Lille kulübü Lille Metropole stadyumuna ev sahipliği yaptığı süre zarfında stadyumun kapasitesinin çok düşük olmasından dolayı ekonomik kazanç bakımından Ligue 1’in en az gelir sağlayan ikinci kulübü olmuştur. Stadın zemini çok iyi olduğundan Fransa Ligi’nde forma giyen birçok oyuncu arasında yapılan ankette ligin en iyi zemininin Lille Metropole stadına ait olduğunu belirtmişlerdir. Kulüp, 2012 yılında yeni statlarına taşınmadan önce bu statta ki son maçında Nancy takımını farklı mağlup ederek vedasını güzel yapmış oldu.

Lille Metropole stadında Johnny Hallyday, Pink Floyd ve Luciano Pavarotti sevenlerine unutulmaz bir müzik ziyafeti sunmuşlardır. 2012 yılından itibaren hiçbir futbol kulübü burada maçlarını oynamazken, Fransa rugby ekiplerinden Lille Métropole Rugby takımı iç saha maçlarını burada oynamaktadır.

Lille Métropole 3 Lille Métropole 4 Lille Métropole 6 Stadium Nord Lille Métropole

San Mames

Kullanan Takım: Athletic Bilbao

Yapım Yılı:  21 Ağustos 1913

Kapasite: 53.332

Boyutlar: 105 x 68

İspanya’nın Bask bölgesinde bulunan “La Catedral” lakaplı İspanya’nın en eski stadyumudur San Mames. San Mames’i özel yapan çok özel bir hikâye vardır.

Hikâye, İtalya’daki büyük Collesium’un inşaatından yaklaşık yüz elli yıl sonra yani M.S. 200’lü yıllara dayanır. Bir Bizans hikâyesidir. Yerel efsaneye göre Aziz Mames, Kıbrıs’ta orman içinde yaşayan fakir bir keşiştir. Devrin Bizans valisine vergi ödemeyi kabul etmez. Vali, azizi tutuklamaları için askerlerini ormana gönderir. Askerler ormanda yol alırken birden karşılarına bir aslan çıkar. Ki o zamana kadar Kıbrıs’ta aslan hiç görülmemiştir. Aslan oradaki kuzuyu tam parçalayacakken bu sefer Aziz Mames, aslanı sakinleştirir; kuzuyu kaptığı gibi aslanın sırtına biner. Vali’nin yanına gider. Vali, gördüklerine şaşırır ve onu hemen bağışlar. Yıllar sonra müritleri Aziz Mames adını İspanya’ya taşır. Bilbao şehrinde onun adına bir katedral inşa edilir. İşte o katedral, daha sonra yanı başındaki Bilbao’nun stadına adını verir. Athletic Bilbao’lulara “Los leones de San Mamés-Bilboko leoiak” (San Mamés Aslanları) lakabının takılması Aziz Mames’in yaşadığı olaylarla ilişkilendirmek hiç zor olmayacak bir durum.

18.yy’da Bilbao bir sanayi ve liman şehrine dönüşür ve sürekli göç almaya başlar. Şehre göç edenler arasında İngiltere’den gelen işçiler de vardır. Sadece iş gücü olarak kalmazlar, şehri futbolla da tanıştırırlar. Böylece 1898 yılında (renklerini o yılların ünlü İngiliz takımları olan Sunderland ve Southampton’tan alan) Athletic Club de Bilbao kurulur. O dönemde Southampton maçlarını The Dell’de, Sunderland ise Roker Park’ta oynamaktadır.

20 Ocak 1913 tarihinde inşaat çalışmaları ünlü mimar Manuel Maria Smith tarafından projelendirilerek başlamıştır. Görünümü İngiliz stadyumlarını andırıyordu. Koltukları az sayıda ve ahşaptan yapılmış olan San Mames Stadyumu, İngiltere’deki Highbury Stadı’ndan on altı gün önce yani 21 Ağustos 1913 yılında açılan ‘Katedral’ lakaplı futbol mabedi haline gelmiştir. Bu stadın tarihe geçecek en önemli özelliği 7.000 kişilik olup, İspanya’nın ilk stadı olmasıdır.

İngiltere’deki statlardan esinlenerek tasarlanan San Mames, Athletic Bilbao ile o senenin İspanya Ligi şampiyonu, Racing Club de Irun arasında oynanan maçla merhaba der futbolseverlere. Stattaki ilk golü de ‘Pichici’ lakaplı Rafael Moreno atar. Bu öyle bir goldür ki; daha sonraki yıllarda La Liga’nın gol krallarına verilen bir ödüle dönüşür. Böylece her sene İspanya’da Marca gazetesi tarafından en çok gol atana Pichici Ödülü verilir.

1913 yılında kırmızı-beyazlılar San Mames ile bütünleşmeye başlarlar. Ardı ardına kupalar havaya kaldırılır statta. ‘Katedral’ bir anda Basklar’ın özgürlüklerini savunduğu bir mabede dönüşür. Kazanılan her kupa, vergi toplayan Vali’ye karşı girişilen savaşta özgürlüğe adanan bir adaktır adeta. 1930 yılında çifte kupaya tanıklık eder San Mames. Ardından 30’lu yılların ilk yarısına damga vurmaya devam eder Bilbao. O dönemdeki en büyük rakiplerinden biri olan FC Barcelona maçlarını daha Camp de Les Corts’da oynamaktadır.

Real Madrid’in Chamartin Stadı’nı bırakıp maçlarını Bernabeu’da oynamaya başlamasından üç yıl sonra yani 1950 yılında San Mames Stadı’nın ilk bakımı yapılır. Ana tribün genişletilir ve yükseltilir. 1956’da şampiyonluk kupası San Mames’te havaya kaldırılır.

60’lı yıllarda yenileme çalışmaları devam eder ve kale arkasındaki tribünler tamamlanır. Nihayet 70’li yıllarda yeni ve son tribünün inşasıyla birlikte Katedral tamamlanır. Stadın kapasitesi 40.000’e çıkarılır ve günümüzdeki halini almış olur.

1976-77 sezonunda San Mames ilk kez UEFA Kupası finaline tanıklık eder. Finalde Bilbao’nun rakibi Juventus’tur. 5 Mayıs 1977′de Torino’da Comunale Vittorio Pozzo Stadı’nda (Torino Olimpiyat Stadı) oynanan karşılaşmayı 1-0 yitiren Kırmızı-Beyazlılar, 18 Mayıs’ta San Mames Stadı’ndaki karşılaşmayı 2-1 kazanmasına rağmen, gol averajıyla şampiyonluğa ulaşamaz. Dolayısıyla o gece Katedral’de matem vardır.

1982 Dünya Kupası’na İspanya ev sahipliği yapar. Kaderin cilvesidir ki İngiltere grup maçlarının hepsini San Mames’te oynar ve yıllar önce Bilbao’yu futbolla tanıştıranların torunları Katedral’de oynadığı üç maçtan da zaferle ayrılır. O maçların sonuçları şöyle;

(İngiltere 3 – 1 Fransa,    İngiltere 2 – 0 Çekoslavakya,   İngiltere 1 – 0 Kuveyt)

1983 yılında şampiyonluk yaşar San Mames, 1984 yılında ise çifte kupa zaferine tanıklık eder. 90’lı yıllar durgun geçer, 2000’lerde yani Millenium’lu yıllarda Katedral neredeyse ikinci lig maçlarına ev sahipliği yapmanın eşiğinden döner.

Athletic Bilbao için tüm bu başarısızlıklar beraberinde mali krizi de getirir. 2009’a kadar formasına reklam almayan Bilbao, daha fazla dayanamaz ve formaya reklam alır. Bir nevi vergi toplayan Vali’ye yenilir Bilbao. Sonra o gün gelip çatar. San Mames kapasitesiyle artık gerektirdiği kadar kazandıramamaktadır. Bir an önce yıkılmalı, yenisine geçilmelidir.

2010 yılında yeni stadın yani San Mames Barria’nın temeli atılır. 2013 – 2014 sezonuna yetiştirilmesi planlanan stat, 211 milyon Euro’ya mal olacaktır. Kapasite de 53.332 kişi yani şimdiki stattan tam 15 bin taraftar daha fazla barındıracaktır.

San Mamés İspanya tarihinin en eski stadyumu unvanını alıp, 100 yılık tarihinde hayranlarının kendisine olan unutulmaz sevgi ve saygılarının yanı sıra dini bir tutkuyla bağlı olması ile hatırlanacaktır. Belki hayat Bilbao taraftarları için eskisi gibi olmasa da devam edecek. En azından kendilerini şu fikre alıştırarak teselli bulacaklar:

“Her stat bir gün ölümü tadacaktır…!”

San Mames Barria (2013):

Bilbao taraftarlarının vazgeçemediğiı San Mames’i, tarihiyle unutturamasa da yeni ve görkemli haliyle teselli eden San Mames Barria eski stadın hemen yanına konuşlandırılmıştır. 3 sene sonunda bitirilen stadyumun toplam maliyetinin yarısı Bask Hükümeti, Bilbao Şehir Meclisi ve Biscay il Meclisi tarafından karşılanmıştır. Kulüp değerlerine çok sadık olduğundan eski San Mames Stadyumu’nu kuruluşunun 100’üncü yıl etkinliklerinden sonra yıkmaya karar verdikten sonra San Mames Barria’yı inşa etmeye karar vermişlerdir.

16 Eylül 2013 tarihinde beklenen açılış gerçekleşti ve La Liga mücadelesinde Athletic Bilbao ile Celta Vigo karşı karşıya geldi. Maçta ki ilk golü kaydeden Bilbao’lu savunma oyuncusu Mikel San Jose tarihe geçmiştir. Mücadeleden 3 – 2 galip ayrılan Athletic Bilbao taraftarlarına güzel bir hediye vermiştir.

53.332 kişi kapasiteli stadyum çok amaçlı bir spor kompleksi olarak inşa edilmiştir. UEFA tarafından dört yıldız kategorisinde yer alan stadyumun ses sistemi taraftarın çıkardığı desibele paralel olarak kurulmuştur. Bu da stadyuma güzel bir akustik hava katmaktadır. Stadyumun içerisinde spor ve sağlık merkezi, yüzme havuzu, spor salonu, kulübe ait müze ve mağaza, restoranlar ve VIP odaları mevcuttur.

2014 yılı Mart ayı itibariyle sadece kale arkası inşaat kalan San Mames Baria muhteşem ambiyansıyla ve tribünlerin sahaya neredeyse sıfır şekilde olmasıyla göz kamaştırmaktadır.

San Mames 2 San Mames 5 DIGITAL CAMERA San Mames 7 San Mames 1San Mames 10 San Mames 11 San Mames 13