Roker Park

Kullanan Takım: Sunderland AFC

Yapım Tarihi: 10 Eylül 1898

Kapanış Tarihi: 1998

Kapasite: 22.500

Boyutlar: 112 x 78

 

Roker Park futbolun beşiği İngiltere’de kurulmuş bir asır boyunca tarihe tanıklık etmiş güzide mekânlardan birisidir. 1890’lı yılların sonunda Sunderland kulübünün sahibi Henderson Kardeşler kulübün maçlarını oynadığı küçük bir arazi olan Newcastle Road’ın gelişen dünyada futbolu daha cazip hale getirmek maksadıyla yeni bir stadyum inşa etmek için girişimlere başlamışlardır. Bu iki kardeş şehrin ileri gelen isimlerinden Bay Tennant’a ait bir tarım arazisini satın almak için anlaşmaya varırlar. Stadyumun inşa çalışmaları başlamasına rağmen ilk yıllarda bu arazi için Bay Tennant’a kira ödemesi yapılmıştır. Bir yıl içerisinde inşaatı tamamlanan stadyumun kapalı tribünü saha zeminine yaklaşık 32 adım uzaklıkta yapılmış ve bu tribünler güvenlik gerekçesiyle demir engellerle bezenmiştir. Sahaya oturtulan çim ise İrlanda’dan getirilmiş ve 37 yıl boyunca değiştirilmeden kullanılmıştır.

10 Eylül 1898 yılında kulübün yeni başkanı Londonderry Marquis tarafından stadyumun kilitli kapıları altın bir anahtar ile açılarak sevenlerinin huzuruna çıkartılmış oldu. “Kara Kediler” lakaplı Sunderland açılış maçında Liverpool’u konuk etti. Maçın 6’ncı dakikasında James Leslie’nin tarihe geçtiği golle rakibini 1 – 0 devirmeyi başarmıştır. 1912 yılında Roker End tribünü inşa edilerek ertesi yıl kapasitesi 50.000’e yükseltilmiştir. Stadyumun en ünlü tribün isimleri Roker End ve Fulwell End olarak bilinmekte ve 1924 yılından itibaren kuzey ve güney tribünleri bu isimlerle adlandırılmıştır. 1929 senesinde ise dönemin stadyum tasarım uzmanı Archibald Leitch tarafından yepyeni bir kapalı tribün inşa edilmiş ve stadyumun kapasitesi 60 binlere hatta önemli maçlarda 75 bin seyirci alabilme kapasitesine erişmiştir. Bu çalışmalar kulübü iflas eşiğine getirmesine rağmen çalışmalara devam edilmiş ve tribünlerin tüm taslak çalışmaları 1930 yılında tamamlanmıştır.

Roker Park’ta en yüksek seyirci katılımı 1933 yılının Mart ayında FA Cup 6.Tur tekrar maçında Sunderland-Derby County arasında gerçekleşmiştir. 75.118 kişinin takip ettiği maçta Sunderland bu önemli kitleye galibiyet hediyesi veremezken rakibine elenmekten kurtulamamıştır.

II. Dünya Savaşı sırasında sahanın ortasına düşen bir bombanın tesiriyle bir polis hayatını kaybetmiştir. Savaşın diyetini ağır ödeyen bölge halkı stadyumlarının hasar görmesinin yanı sıra Almanların bombaları River Wear üzerinde bulunan otopark ve tersaneleri de yerle bir etmiştir. Savaşın ardından onarıma alınan River Park, İngiltere’de Highbury stadından sonra aydınlatma sisteminin kurulduğu ikinci stat olma özelliğine vakıf olmuştur. Yenileme çalışmalarının ardından kulüp İskoç takımlarından Dundee Utd. ile bir hazırlık maçı yapmıştır.

1966 FIFA Dünya Kupası finallerinin düzenleneceği statlardan biri olan Roker Park turnuva öncesinde bir dizi yenileme çalışmalarına tabi tutulmuştur. Kulüp yönetimi almış olduğu kredilerle Fulwell End’in koltuk sayısını arttırmış ve stadyuma beklenildiği gibi bir çatı eklemiştir. Roker Park turnuva boyunca üç kez grup maçına bir kez de çeyrek final müsabakasına ev sahipliği yapmıştır. Grup 4’de oynanan üç maçın sonucu şöyledir:

(İtalya 2 – 0 Şili,   SSCB 1 – 0 İtalya,   SSCB 2 – 1 Şili)

Çeyrek final mücadelesinde ise; dönemin iki istikrarlı takımı SSCB ve Macaristan karşı karşıya geldiler. Roker Park’ta oynadığı iki grup maçını da kaybetmeyen SSCB geleneği bozmadı ve rakibini 2 – 1 devirerek adını yarı finale yazdırmayı başarmıştır.

1970 yılında Avrupa standartlarında projektörlerin derecesi yükseltilmiş ve güzel bir ambiyansta birçok maç oynanmıştır. Aynı zamanda Roker Park için daha fazla iyileştirmeler yapılmış, yeraltı sulama sistemi zemine monte edilmiştir. 70’li yılların sonunda stadyuma elektronik skorboard eklenerek dönemin gelişmiş stadyumlarından biri olmayı başarmıştır. 80’li yıllara geldiğimizde kulp sportif açıdan başarısız olunca kulübün mali kaynakları da gerilemiş oldu. Sunderland AFC üçüncü lige kadar gerilerken Taylor Raporu’nun yürürlüğe girmesinden dolayı stadyumun kapasitesi başta Roker End tribünleri olmak üzere tümü koltuklu bir biçimde 22.500 kişiye düşürülmüştür.

Roker Park, 1990’lı yılların başında eski günlerini mumla ararken son demlerini de yaşamaya başlamıştı. Kulüp başkanı Bob Murray’in almış olduğu kararla yapılması planlanan stadyum için uygun bir arazi araştırması yapılır. Akabinde 1992 yılında başkan Nissan otomobil fabrikası yakınında bulunan bir arazide 48.000 kişilik stadyum inşa edeceklerini açıklamış ancak Nissan otomotiv şirketi kendi karargâhı yakınında yapılacak bu görkemli projeye itiraz edince beş yıl sonra Monkwearmouth Colliery bölgesinde ismi Işık Stadyumu olan mabedin temellerini atmaktan gurur duymuştur.

Sunderland AFC kulübü yeni stadyumları olan Stadium of Light’a taşınmadan önce yüzyıllık statları Roker Park’a veda maçında Everton’ı 3 – 0 yenerek taraftarlarına buruk bir sevinç yaşatıyordu. Kulüp 1997 yılında yeni stadına taşınırken, Roker Park’ta ertesi yıl tamamen yıkılmış yerine konutlar yapılmıştır.

Yüz yıllık Roker Park’ın öyküsünü anlatmışken o tarihi zeminde iz bırakmış anılardan da söz etmekte fayda var. 1970’lerin İngiliz futbolu denilince akla gelen önemli isimler vardır. Bunların bazıları futbolculuklarıyla, bazıları haylazlıklarıyla bazıları da her ikisiyle de ünlenmiştir. O dönemin bir başka haylaz futbolcusu da Stan Bowles’tir. 9 Mayıs 1973’te Queens Park Rangers, 4 gün önce FA Cup’ı müzesine götüren Sunderland’e konuk olmaktadır. Bowles da QPR forması giymektedir. Sunderland’in Roker Park Stadı tıklım tıklım dolmuş, binlerce taraftar FA Cup şampiyonu takımlarını kutlamak için yerlerini almıştır. Dünya’nın en önemli yerel kupalarından FA Cup da sahanın kenarında bir masanın üzerinde sergilenmektedir. Maç başlar ve kupanın yakınlarındaki bir pozisyonda olan olur. Bowles boşta kalan topa doğru gelir ve o kadar sert vurur ki, herkesin bakışları arasında meşin yuvarlak kupaya isabet eder ve kupa havada birkaç takla attıktan sonra yere düşer. Statta bir an için büyük bir sessizlik olur. Herkes Bowles’a bakar. Ancak Bowles hiçbir şey olmamış gibi yüzünde hafiften bir sırıtmayla arkasını döner ve görev bölgesine doğru yürümeye başlar. Roker Park’taki binlerce Sunderland’li deliye dönmüştür, uğultular, küfürler yükselir ve derken taraftarlar koro halinde Bowles’a saydırmaya başlar. Ancak Sunderland taraftarlarını daha acı bir son beklemektedir. Bowles hem küfürlere kulaklarını hem de Sunderland ağlarına golleri tıkar. QPR, Bowles’un 2 golüyle FA Cup şampiyonu Sunderland’i deplasmanda 3-0 mağlup eder. Rivayete göre QPR’lı oyuncular maçtan önce kupayı ilk kim devirecek diye iddiaya girmişlerdir. Geçenlerde İngiliz basını 61 yaşında olan Stan Bowles’a “Pazar günü Premier Lig’de kalma mücadelesini yakından ilgilendiren maçlar var. Ne diyeceksin?” diye sormuş; aldıkları cevap ise Sunderland taraftarlarını bir kez daha öfkelendirecek cinsten:

İnşallah Sunderland düşer…!” olmuş…

Roker Park 7 Roker Park 8 Roker Park 5 Roker Park 3 Roker Park 1

Reklamlar

Loftus Road

Kullanan Takım: Queens Park Rangers FC

Yapım Yılı: 1904

Kapasite: 18.439

Boyutlar: 102 x 66

 

 

İngiltere’nin tarihi ve klasikleşmiş tonlarıyla ön plana çıkan stadyumlarından biri olan Loftus Road, Queens Park Rangers takımının var olmasına neden olmuştur. Londra’nın Shepherd’s Bush bölgesinde bulunan stadyum futbol hayatını 1880 – 1915 yılları arasında tamamlamış ve ismini bulunduğu bölgeden alan Shepherd’s Bush FC kulübünün maçlarına sahne olmuştur. 1904 yılında inşası tamamlanan stat, 1915 yılında Shepherd’s Bush FC kulübünün I. Dünya Savaşı sırasında dağılmasından sonra bir süre sahipsiz kalmıştır. Savaşın bitimiyle Shepherd’s Bush takımına yakınlığıyla bilinen QPR 1917 yılında stadyumun tüm haklarını ele almıştır. O sene dört bir tarafı açık olan stadyumun bir tarafı tribün haline getirilmiş, diğer tarafları ise açık teraslardan oluşturulmuştur.

1931 – 33 yılları arasında 1908 Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yapan White City Stadyumu’na taşınan QPR kulübü maç gelirlerinden ortalama 7 bin pound kaybedince tekrardan kendi evine geri dönmüştür. 1938 yılında 6.000 seyirci kapasiteli yeni bir tribün inşa edilerek stadyumun kapasitesi 30.000 kişiye çıkartılmıştır. Stadyum yeni görünümüyle 29 Ekim 1938 tarihinde QPR-Crystal Palace maçıyla taraftarın huzuruna çıkmıştır. 1948 yılının Nisan ayında 3’üncü ligde şampiyon olduktan sonra elde ettiği gelirlerle Loftus Road stadının çevresinde yaklaşık 27 bin avroya 39 konut satın alarak bölge halkının futbola ilgisinin artmasını sağlamıştır. 1953 yılında ilk kez projektörle tanışan Loftus Road ilk gece maçını QPR – Arsenal mücadelesiyle yapmıştır. 1966 ve 1980 yıllarında ise mevcut projektörlerle de yenilenmiştir. 1962-63 sezonunda Loftus Road’ın yenileme çalışmalarından dolayı bir kez daha White City Stadı’na taşınan kulüp bir sezon sonra mabedine geri dönmüştür. 1968 yazında 150.000 poundluk maliyetle South Africa Road tribünü inşa edilmiştir. 1972 yılında ise eski ve ahşap çatılı tribünün yerine daha dayanıklı ve modern olan Ellerslie Road tribünü tamamlanmıştır ve 2 Aralık 1972 tarihinde Oxford United maçı öncesi burada bulunan soyunma odaları ve kulüp ofisleri South Afrika Road tribününe taşınmıştır. Tek katmanlı Ellerslie Road tribünü genelde QPR kulübünün fanatik ve tutkulu taraftarlarını ağırlamaktadır. Bu tribünün kapasitesi küçük olmasına rağmen en fazla desibel miktarı burada çıkmaktadır. Ayrıca kulübe gönül veren taraftarlar genellikle “Q P R” harflerinin yazılı olduğu yerde toplanarak dikkat çekmektedirler. Stadyumun Ellerslie Road dışında ki tribünlerinin tamamı çift katmanlıdır. South Africa Road tribünü de stadyumun en geniş kapasiteli tribünü olarak ön plana çıkmaktadır.

Loftus Road’un en çok taraftar çektiği mücadele, 27 Nisan 1974 yılında oynanan QPR – Leeds United maçıdır. 35.353 kişi mücadeleyi takip etmiş ve hala rekorun tek sahibi olarak kayıtlara geçmişlerdir.

1981 yılında İngiltere’nin ilk “yapay çim” sahası Loftus Road’ta uygulanmıştır. Omniturf adı verilen bu çimler profesyonel liglerde ilk kez QPR kulübü tarafından kullanılmıştır. Hatta dönemin QPR kalecisi Peter Hucker sahanın beton zeminin üstüne serilmiş halıdan bir farkı olmadığını dile getirmiş, topa her atladığında zemin yüzünden vücudunda üçüncü dereceden yanıklar olduğunu söyleyerek şikayetini dile getirmiştir. Ancak bu zeminde QPR 2’nci ligde şampiyon olarak rakiplerinin dezavantajından çok güzel bir biçimde faydalanmıştır. Ancak 1984-85 senesinin UEFA Kupası’nda; UEFA işe el atarak QPR takımının turnuvada ki maçlarını Arsenal’in Highbury Stadı’nda oynamasına karar vermiştir. 1988 yılının Nisan ayında şikâyet ve tepkilere dayanamayan kulüp yönetimi stadın zeminini bir kez daha doğal çime dönüştürmüştür. 80’li yılların sonunda yeni ve son tribününe kavuşan stadyum kapasitesini 27.000 kişiye düşürerek son dönemlerin en gelişmiş ve modern stadyumlarından biri haline gelmiştir. 1990’lı yılların sonunda iflasın eşiğinden dönen kulüp kendi hisselerini ve stadyumun haklarını satma girişimlerinde bulunsa da; mali durumu iyi olan bölgenin iş adamları ve taraftarlar arasında kurulan konsorsiyumla bu tehlike geçmiştir. 2002 – 04 yılları arasında Fulham maçlarını ezeli rakibi QPR’ın evinde oynamıştır. Craven Cottage Stadı’nın tadilata girmesiyle arayışlara giren Fulham 1 milyon pound karşılığında maçlarını Loftus Road’ta oynamıştır. Bu görüntü ezeli rakip-ebedi dostluk tanımının en çarpıcı örneği olarak hafızalara kazınmıştır.

Loftus Road Taylor Raporu’nun sonuçlarından ağır bir şekilde etkilenerek kapasitesini 18.439 kişiye düşürmüştür. 2012 – 13 sezonunda mevcut kapasitesiyle Premier League’in en küçük stadyumu unvanını almıştır. Stadın küçük olması ve tribünlerin sahaya daha yakın olması taraftarların hoşuna gitmektedir. Bu gaye ile takımlarını daha coşkulu bir biçimde desteklediklerini düşünmektedirler. Ayrıca Loftus Road, modern tribünleriyle öne çıkan, kapalı stadyum hissi veren ve tribünlerin arasında boşluk bulundurmayan yapısıyla otoriterleri büyülemektedir.

İngiltere Milli Takımı’nın hiçbir maçına ev sahipliği yapmayan Loftus Road birkaç farklı milletin maçlarına sahne olmuştur. 2006 – 08 yılları arasında Avustralya Milli Takımı birkaç maçını burada oynamıştır. EURO 2004 elemelerinde ise, İsrail güvenlik kaygıları yüzünden kendi topraklarında oynayamadığı Kıbrıs Rum Kesimi mücadelesini Loftus Road’ta oynamak istemiş ancak kulüp yönetimi bu teklifi reddetmiştir. Taraftarlarınca “The Loft” olarak anılan Loftus Road, futbol dışında rugby maçlarına da ev sahipliği yapmıştır.

Kulübün %66’lık hissesine sahip olan Tony Fernandes 2011 yılının Kasım ayında yaptığı konuşmada birkaç yıl içinde stadyumu genişletme veya Batı Londra’da 40-45 bin kişilik yeni bir stadyum inşa etme girişiminde bulunacaklarını açıklamıştır.

Loftus Road 7 Loftus Road 10 Loftus Road 9 Loftus Road 12 Loftus Road 3

Gruenwalder Belediye

Kullanan Takım: FC Wacker Münih

Yapım Yılı: 21 Mayıs 1911

Kapasite: 12.500

Boyutlar: –

Almanya’nın önemli sanayi şehirlerinden olan Münih’in en büyük üçüncü stadyumu olan Gruenwalder Stadyumu veya halkın deyişiyle Sechzger Stadyumu. Münih bölge liginde mücadele eden FC Wacker Münih takımına ev sahipliği yapmaktadır. Ancak onu önemli kılan bir zamanlar Alman futbol tarihine damga vurmasıdır. 1972 yılında Münih Olimpiyat Stadı yapılıncaya dek Bayern Münih ve 1860 Münih kulüplerine ev sahipliği yapmış ve nice başarılara sahne olmuştur. Stat, “Almanya’da en yoğun kullanılan stadyum” olma özelliğini taşır. Sadece Wacker Münih değil Bayern Münih’in kadınlar, 1860 Münih’in A2 takımının maçlarına da ev sahipliği yapmaktadır.

1911 yılında inşa edilen stadyumun etrafında atletizm pisti ve soyunma odaları bulunmaktaydı. Ayrıca 160 kişilik koltuk ve tuvaletleri de mevcuttu. Bu bakımdan Avrupa’nın önemli spor alanlarından birisiydi. Şekli nedeniyle Münihliler tarafından “Zündholzschachter” ismiyle anılmaktaydı. Ahşap bir tribüne sahipti. Açılışından itibaren 1860 Münih, Münih SC, MTV 1879 gibi kulüpler tarafından kullanılmaya başlandı. Resmi açılışı 23 Nisan 1911 tarihinde yapılan stadyum ilk futbol karşılaşmasına 21 Mayıs 1911 tarihinde sahne oldu. 1860 Münih’in MTV 1879’u 4-0 mağlup ettiği karşılaşma ilk maçı oldu.

1916’da spor alanlarında bulunan duş bölümlerinin patlamalara sebep verebileceği göz önünde tutularak bu bölümleri kapatıldı. Ancak 1917’de bu yasak yumuşatıldı. Savaş sonunda futbol ve atletizm pisti yenilendi. Ayrıca ikinci bir tribün yapılarak kapasite genişletildi. Bu yeni tribünde tamamı yatabilen koltuklar bulunmaktaydı. Böylelikle kapasitesi 2500’ü bulmuş oluyordu. Hatta 1920 yılında 1860 Münih’in bir maçında 8.000 kişi karşılaşmayı takip etmişti.

1925 yılında stadyum için önemli sayılan genişletme çalışmalarından birisi yapıldı. Betonarme tribünlerin inşa edilmesi, alt yapısının düzenlenmesinin ardından kapasitesi 24.000 kişiyi bulmuştur. Böylelikle stadyuma daha fazla izleyici gelmeye başlamıştır. Ancak bu yenilemenin üzerinden henüz bir yıl bile geçmeden stadyumun büyütülmesi ihtiyacı ortaya çıktı. Çünkü 30.000’in üzerinde seyirci maçları izlemeye geliyordu ve bu stadyum için tehlikeliydi. Böylelikle kapasitenin arttırılması fikri yöneticiler arasında yer buldu. 1860 Münih’in yoğun biçimde kulandığı stat; kulüp başkanı tarafından “Almanya’nın En İyi Spor Tesisi” olarak adlandırılıyordu. Bunun nedeni ise stadın 260.000 Reichemark’a yapılmış olmasıydı.

1926’da artan işletme maliyetleri nedeniyle stadyum aynı anda Bayern Münih, MTV 1879 ve Wacker Münih takımlarına da kiraya verildi. Ayrıca atletizm yarışmaları ve bisiklet yarışları da burada düzenlenmeye başlandı. 1928 yılında stadyum toplam da 603.200 kişiyi ağırlamıştı. Bu da stadyum için aşırı yük demek oluyordu. 1929 yılında ki Büyük Buhran nedeniyle genişletme ve yenileme çalışmaları bir türlü başlayamıyordu. Bu sırada en kalabalık karşılaşmalarını da 1935 yılında Finlandiya ve 1940 yılında Bulgaristan maçlarında ki 35.000 kişilik sayıyla yakaladı.

1937 yılında 357.560 Reichmark’a 1860 Münih bütün borçlarıyla birlikte stadyumu satın aldı. Bu borçları 5 yıl içerisinde geri ödemesi gerekiyordu. Yoksa stadyum el değiştirecekti. Ancak bir yıl içerisinde kulüp bu parayı ödedi ve stadın yeni sahibi oldu.

1943 yılında savaş Almanların aleyhine dönmüştü. 7 Eylül’de İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin bombardımanı sırasında stadyumun batı tribünleri ve sahasının bir bölümü yok olmuştu. 2 Ekim’deki ikinci saldırı sırasında da ana tribün yok edildi. Stadyum kullanılamaz hale geldi. Burada maçlarını oynayan takımlar ilk bombardımanın ardından başka bir yere taşınmıştı. Bu olayların ardından savaş sonuna kadar ligler tatil edildi.

Ağustos 1945’te stadyum Gruenwalder Belediye Stadyumu olarak yeniden inşa edildi. Bomba kraterleri dolduruldu ve zemin hazır hale getirildi. Bayern Münih ile Sechzger açılış maçını gerçekleştirdiler. Maçı 12.000 kişi izledi. İki yıl içerisinde tamamen yenilenen stadyum eskisinden daha büyük kalabalıklara sahne olmaktaydı. 14 Mart 1948 günü 58.200 kişi 1860 Münih – Nürnberg maçını takip etti.

1949’da modernleştirme çalışmaları başlatıldı. Tribünler betonarme hale getirildi ve bir adet hastane stadyuma yapıldı. Aynı yıl bu stadyumda FC Kaiserslautern ve Borussia Dortmund Almanya Kupası yarı finalinde karşı karşıya geldiler. 57.000 kişi bu maçı izledi ancak mücadeleden gol sesi çıkmadı. 1950 yazında stadyumun etrafına otopark yapılmış ve çimleri yenilenmiştir. Ayrıca drenajı güçlendirilmiştir. Beş yılda tamamı yenilenen stadyum 50.000 kişilik kapasiteye ulaşmış ve Federal Almanya’nın en büyük sekizinci stadyumu olmuştur. Yenilemenin ardından yeni bir isim verilmek istenmiş ama karar verilememesi üzerine Gruenwalder Belediye Stadyumu olarak anılmaya devam edilmiştir. Aynı yıl 1860 Münih – Hajduk Split maçıyla ilk gece maçı da yapılmış oldu. 200.000 wattlık bir projektörle aydınlatılan çimler bir ay sonra 300.000 wattlık yeni bir projektörle tekrar aydınlatılmıştır.

1958 yılında doğu tarafındaki toprak duvar yıkılmış ve yerine tribün inşa edilmiş, böylelikle kapasitesi arttırılmıştır. Sadece doğu tribünü 12.000 kişi almaktaydı.

Alman futbolunun zirveye tırmandığı bu yıllarda yavaş yavaş Bayern Münih hegemonyası da başlamıştı. Pek çok önemli olaya sahne olan stadyum 26 Mayıs 1960 günü Pele’li Santos takımını ağırlamıştı. 1860 Münih ile karşılaşan Santos maçı 9-1 kazanmıştı.

Bundesliga’nın başlamasıyla 1860 Münih 32.000 seyirci ortalamasına oynamaya başladı. Ancak güvenlik ve standartların yükseltilmesi için stadyum 34.500 Mark’a Münih belediyesine satıldı. 1960’lardan itibaren de Bayern Münih’in yükselişine sahne olmaya başladı.

1962’de ilk kez Fuar Şehirleri Kupası’na katılan Bayern Münih böylelikle Avrupa arenasına merhaba demiş oluyordu. Kulüp 1972 yılına kadar maçlarını burada oynamaya devam etti. Gruenwalder Belediye Stadyumu Almanların “İmparator”u Beckenbauer’in en iyi günlerine sahne oldu.

1971 yılında kundaklama sonucu yanan stadyum tekrar yenilenerek kullanıma açıldı. Ancak olimpiyatlardan sonra Münih Olimpiyat Stadı’na taşınan Bayern Münih’in ardından şaşalı günlerini aramaya başlamıştı. Werder Bremen ile yapılan maç Bayern’in buradaki son maçı oldu. 1972’de çıkan kasırga nedeniyle hasar gören stadyum bir süre 1860 Münih’in maçlarına sahne olmaktan uzak kaldı. Bu süre içinde kulüp maçlarını mecburen Münih Olimpiyat Stadı’nda oynadı.

1995’te Münih Olimpiyat Stadyumu’na taşınan 1860 Münih böylelikle Wacker Münih’i stadyumla baş başa bırakmış oldu. 2004-2005 sezonunda ise bir yıllığına tekrar kullanmak durumunda kaldı. Ayrıca 1988-1992 yılları arasında Türklerin kurduğu Münih Türk Gücü Spor da maçlarını burada oynadı.

Stadyum günümüzde atletizm pistinden arındırılmış ve sahaya daha fazla yaklaştırılmıştır. Ancak kale arkası tribünlerde halen koltuk bulunmamaktadır.

Gruenwalder Belediye 2 MINOLTA DIGITAL CAMERA OLYMPUS DIGITAL CAMERA Gruenwalder Belediye 8 Gruenwalder Belediye 7

Britannia

Kullanan Takım: Stoke City FC

Yapım Yılı: 30 Ağustos 1997

Kapasite: 27.740

Boyutlar: 100 x 64

 

 

Boyutu, atmosferi, ateşli taraftarları ve hatta beleş tepesi ile Britannia Stadı, adeta emektar İnönü Stadı’nın İngiltere versiyonu olarak hafızalara kazınmaktadır. Bu durum zaman zaman konuk takımlar için ürkütücü bir ambiyansa neden olmaktadır.

Ulu çınar Victoria Ground’ın 1997 yılında yıkılmasına karar verildikten sonra kulüp yeni bir stat için kolları sıvamıştır. Yeni yapılacak stat Taylor Raporu standartları doğrultusunda yaklaşık 15.000.000 Euro maliyetle yapılmasına karar verilmiştir. 1997 yılının başında gittikçe şekillenen stadyum isim hakkını da üç milyon Euro karşılığında Britannia Co-operative Bank’tan almıştır. Stadyum açılmadan önce karşılaştığı en önemli sorunlardan biri ulaşım sıkıntısıydı. Stadyuma direkt bağlantı sağlayan A50 kara yolunun uzun bir müddet kapalı olması maça gelen seyircinin alternatif yolları kullanarak dolambaçlı bir güzergâhtan stada ulaşmalarına neden olmuştur.

Stadyumun açılışı 27 Ağustos 1997 tarihinde bir Lig Kupası mücadelesiyle Stoke – Rochdale arasında gerçekleşmiştir. 15,439 kişinin tribünden takip ettiği mücadele 1 – 1 sona ermiştir. Ayrıca maçın başlama vuruşu kulüp efsanesi Sir Stanley Matthews tarafından yapılmıştır. Stoke City’nin gelmiş geçmiş en iyi ismi olan Matthews 23 Şubat 2000 tarihinde öldükten sonra külleri Britannia Stadı’nın orta sahasının altına gömülmüştür. Stoke City ilk sezonunda Premier Lig’e veda edince başkan Peter Coates Britannia Stadı’nın tribünleri tarafından protesto edilmiştir. 1999’da görevi devralan İzlandalı iş adamı Gunnar Gíslason kulübü halka arz etmiştir.

Stadyumda şimdiye dek en yüksek seyirci rekoru, 2002 yılında FA Cup 3. tur maçında Stoke City – Everton maçında 28.218 seyirci ile kırılmıştır. Stadyumda atılan ilk gol ise, lig kupasında Stoke City – Rochdale karşılaşmasında Graham Kavanagh tarafından atılmıştır.

27.740 kişilik kapasiteye sahip stadyumun batı tribünü iki katmandan oluşmaktadır. UEFA’nın 4 yıldızlı stadyumlar arasında henüz göstermediği stadyum modern bir konferans salonu, restoran, bar ve Stoke City kulübünün resmi ürünlerinin satıldığı bir kulüp mağazasına sahiptir. Ayrıca, takımların soyunma odaları batı ve güney tribünleri arasında konumlandırılmıştır. Stoke City kulübü 2007 yılında mülkiyeti Stoke-on-Trent Kent Konseyi’ne ait stadyumun tüm haklarını 6 milyon pound karşılığında satın almıştır.

2010 yılının Şubat ayında güney ve doğu tribünleri arasında bulunan boşluğun doldurularak stadın kapasitesi arttırmak istenmiştir. Bu fikir kulübün gelirlerini de olumlu etkileyeceği düşünülse de; İcra Kurulu Başkanı Tony Scholes önderliğinde bir takım taraftar grupları bu fikre karşı çıkmıştır. Bunun tek sebebi ise, stadın orijinal yapısını bozmamaktı. Ancak bu fikirler kulübü oyalamaya yetmemiş; 13 Ekim 2012 yılında kulüp yöneticilerinin almış olduğu kararla stadın kapasitesi 30.000 kişiye çıkartılacaktır.

Britannia Stadı şu ana kadar İngiltere Milli Takımı maçlarına sahne olmazken, U-21, U-20 ve U-19 milli maçlarına ev sahipliği yapmıştır. Stat, Bon Jovi, Bryan Adams, ve Elton John gibi yıldızların yaz konserlerine de ev sahipliği yapmıştır.

1997 yılında şansız ve kötü bir sezon geçiren Stoke City’nin ilerleyen yıllarda göstermiş olduğu performansta ciddi bir yükselme gözleniyor ki; bunun en önemli sebeplerinden biri iç saha maçlarında alınan başarılı sonuçlardır. Bu nedenle Stoke on Trent’e,  gelen her takım muhteşem atmosferden olumsuz etkilenmektedir.

Britannia 4 Britannia 5 Britannia 7 OLYMPUS DIGITAL CAMERA Britannia 10

Rudolf Harbig

Kullanan Takım: Dynamo Dresden

Yapım Yılı: 19 Haziran 1923

Kapasite: 27.190

Boyutlar: 105 x 68

Aslen 1874 yılından beri kullanılan ancak 1923’te tribünlerin inşa edilmesiyle beraber futbola uygun hale gelen, Almanya’nın Dresden şehrinde bulunan stadyumdur.

Stadyum ilk halinin yerine 500 bin Alman Reichmark’ına inşa edildi. Açılışı 19 Haziran 1923 günü yapıldı. Dresdensia kulübü stadyumun ilk kullanıcısı oldu.

Daha sonra Sortvereinigung Dinamo takımı stadyumu 1953 yılında kullanmaya başlamıştır. 23 Eylül günü de stadyumun ismi rekortmen atlet Rudolf Harbig’in ismiyle değiştirilir. Atlet 1939 yılında 800 metrede dünya rekoru kırmış ve adını efsaneler arasına yazdırmıştır. 1944 yılında II. Dünya Savaşı sırasında Doğu Cephesi’nde ölmüştür. Savaş sırasında ağır şekilde bombalanan stat yıkılmıştır. 1950’lerde tekrar inşa edilip sporseverlerle buluşmuştur.

1971 yılında ise Dinamo Dresden takımının stadyumu kullanmaya başlaması üzerine adı Dinamo-Stadion olarak değiştirilir. Yapılan çalışmalar neticesinde kapasitesi 1976’da 36.000, 1980’de de 38.500’e çıkarılmıştır.

1990’lı yıllara gelindiğinde FIFA ve Almanya Futbol Federasyonu’nun belirlediği bazı kurallar vardı. Daha modern stadyumlara ihtiyaç duyulması ve güvenlik önlemleri en önemli konulardı. 1956’dan sonra ilk kez yenilenen stadyumun maliyeti 375 bin avroyu bulmuştu. Tadilattan sonra eski adı olan Rudolf Harbig ismi stadyuma geri verildi.

2007 yılına kadar kullanılan stadyum bu tarihten itibaren daha modern bir görünüm almaya başlamış ve yeniden inşa edilmiştir. Yapılan çalışmalar 2009 yılında sonlanmış ve son dönem Alman mimarisine göre şekil almıştır. 15 Eylül 2009 yılında yapılan açılış maçında Dinamo Dresden Schalke 04 ile karşılaşmış ve karşılaşmayı 1 – 2 kaybetmiştir. Glücksgas şirketinin sponsor olmasıyla stadyum artık Glücksgas Stadyumu olarak anılmaktadır.

Ayrıca, Rudolf Harbig Stadyumu 2011 Kadınlar Dünya Kupası maçlarına da ev sahipliği yapmıştır.

Rudolf Harbig 7 Rudolf Harbig 9 Rudolf Harbig 11 Rudolf Harbig 13 Rudolf Harbig 1

Riverside

Kullanan Takım: Middlesbrough FC

Yapım Yılı: 26 Ağustos 1995

Kapasite: 34.988

Boyutlar: 105 x 69

 

 

İngiltere’nin Middlesbrough kentinin doğusunda bulunan, Tees Nehri’nin yanına inşa edilen Riverside, Taylor Raporu’nun açıklanmasından sonra İngiltere’de inşa edilen ilk modern stadyumdur. Stadyum bölgede gurur ve cesaret abidesi olan Middlesbrough FC kulübünün gelecek nesillere yayılan vizyonunu temsil etmektedir.

M’Boro kulübü tarihi Ayresome Park’ın kapasitesinin yetersiz olmasından dolayı Riverside’ın yapılmasını kararlaştırır. 30.000 kapasiteli yeni stadyumun çalışmaları 1994 yılının sonbaharında başlar ve 32 hafta gibi kısa bir süre içinde tamamlanır. Stadyum İngiliz Taylor Woodrow İnşaat tarafından 16 milyon pound bedelle yaptırılmıştır. Stadyuma verilecek isimler arasında birçok seçenek ortaya sunulmuştur. Seçenekler arasında, Middlehaven, Erimus ve Teesside Stadyumu gibi isimler yer almasına rağmen kulüp taraftarları arasında yapılan anket sonuçlarına göre Riverside isminde karar kılınmıştır. Riverside Stadı ilk açıldığında; kulüp Cellnet ile 3 milyon poundluk sponsorluk sözleşmesiyle İngiltere futbol tarihinin en pahalı anlaşmasına imza atmış ve stadyumun ismini BT Cellnet Riverside Stadyumu olarak değiştirmiştir. Ancak bu anlaşma 2001-02 sezonunun ardından sona ermiş ve stadın ismi Riverside olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Açılış maçı 26 Ağustos 1995 yılında son 14 yılın en yüksek katılımının gerçekleştiği bir maçta, 28.286 kişilik bir kalabalığın önünde M’Boro – Chelsea Premier Lig’de karşı karşıya geldiler. Middlesbrough Craig Hignett’in golüyle öne geçmiş, Hignett ise bu stadyum da ilk golü atan oyuncu onuruna erişmiştir. Daha sonra Jan Åge Fjørtoft ile ikinci golü bulan M’Boro mücadeleyi 2 – 0 kazanarak yeni stadında güçlü bir ekibi devirerek taraftarlarına önemli bir hediye vermiştir. Kulüp Riverside Stadı’nda ikinci sezonunda Premier Lig’e veda edince taraftarların bu mutlulukları hüzne dönmüştür.

M’Boro iki senelik aranın ardından tekrar Premier Lig’e dönünce kulüp yönetimi stadyumun kapasitesini arttırmak için girişimlerde bulunmuştur. 5 milyon pound karşılığında stadın kapasitesi 5 bin civarında arttırılarak mevcut kapasitesi 35.000 olmuştur. 2008 yılının Temmuz ayında stadyuma 125 metre yüksekliğinde ve 3 Megawatt gücünde elektrik üretme yeteneğine sahip bir rüzgâr türbini inşa edilmesi için Middlesbrough Konseyi tarafından gerekli izinler alınmış ve stadyuma monte edilmiştir.

Riverside Stadı selefi Ayresome Park gibi çok nadir bir biçimde İngiltere Milli Takımı’nın maçlarına ev sahipliği yapmıştır. Wembley’in inşaatı sırasında İngiltere stat stat gezdiği maçların birini Riverside Stadı’nda yapmıştır. 11 Haziran 2003 tarihinde EURO 2004 elemelerinde Slovakya ile burada karşılaşan İngiltere, Michael Owen’ın yıldızlaştığı mücadeleden 2 – 1 galip ayrılmıştır. Ayrıca mücadeleyi izleyen 35.000 kişi kulüp tarihinin en çok katılımın gerçekleştiği maça imza atmışlardır.

Stadyuma gelen taraftarlar kesintisiz bir görüş keyfi tatmaktadırlar. Kulübün ateşli taraftarları genelde Tees Nehri’ne bakan kuzey tribününde toplanarak maç günlerinde büyük bir coşku ile takımlarını desteklemektedirler. Ayrıca, stadyumda ki skorboard ise kuzey tribününün çatısında bulunur. Stadyumun en büyük tribünü ise batı tarafında yer almaktadır.

Kulüp yönetimi stadyumun kapasitesini 42.000 kişiye arttırmak için güney tribününe 7.000 koltuk eklemek şartıyla konseyden planlama izni alsa da, bu çalışmanın hangi tarihte olacağı henüz belli değildir. İçeriden güzel, dışarıdan muazzam görünen Riverside Stadı’nın girişinde; kulüp eski anıların canlanması maksadıyla tarihi Ayresome Park’ın kapılarını dikmiştir. Bu kapıların önüne ise, Middlesbrough takımına gönül veren herkes 35 pound karşılığında kendi isimlerinden oluşan tuğlalarla “Borobrick Yolu”nu oluşturmuşlardır.

Ayrıca M’Boro kulüp yöneticileri kulübün iki efsane oyuncusu olan George Hardwick ve Wilf Mannion’un heykellerini stadın önüne dikerek onlara olan vefakârlılığını her anlamda göstermişlerdir.

Riverside 1 Riverside 7 Riverside 9 Riverside 10 Riverside 11

Altay Alsancak

Kullanan Takım: Altay SK

Yapım Yılı: 1910

Kapasite: 16.400

Boyutlar: 105 x 68

 

 

Türk spor tarihinin en eski stadyumlarından birisidir İzmir Altay Alsancak Stadyumu. Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze kadar gelen stadyum ilk olarak 1910 yılında tribünsüz bir şekilde futbol maçlarına sahne oluyordu. O zamanlar Anadolu’daki Rumlar tarafından kurulan Panionios takımı maçlarını burada oynamaktaydı. İşgal yıllarının sonuna kadar Rumlar tarafından kullanılan saha 1929 yılında İzmir Valiliği’nin devreye girmesiyle kapalı ve açık tribünleri inşa edilmiş ve tam bir futbol stadyumu olmuştur. Ayrıca aynı yıl portatif minik bir tribün eklenmiş ve stadyumun kapasitesi bir miktar arttırılmıştır. Ancak 1930 yılında demiryollarının millileştirilmesi neticesinde stadın kuzey tarafında bulunan kale arkasındaki sokak biraz daha genişler ve cadde halini alır. Stadyumun şimdiki görüntüsü bu yüzdendir.

1929 yılından itibaren birçok takım tarafından kullanılmıştır Altay Alsancak Stadyumu. 1959’da stadyum Türkiye 1. Ligi’nin kurulmasına kadar çeşitli kategorilerde sayısız maça sahne olmuştu. 1. Ligde Altay, Altınordu, Göztepe, İzmirspor ve Karşıyaka olmak üzere tam beş İzmir kulübü mücadele edecekti. 1950’lerde 6.000 kapasiteli olan stadyum bu kadar kulübün yükünü çekemiyordu. Ancak 1962 yılında başlayabilen çalışmalar neticesinde stadyum yenilenmeye başlar. Stadyumun bu çalışmalar neticesinde bir miktar doğuya kaydırılması ve ek tribünler yapılmak istenmiş ancak inşaatı yapacak müteahhittin ölümü yüzünden inşaat sekteye uğramıştı. Çalışmalar sırasında imkânsız gibi görünen projeler birbirine karışmıştır. Neticesinde 1960 yılında ki Milli Küme maçları tehlikeye girmişti. 1963 yılının yaz aylarında da devam eden çalışmalar futbol maçlarına yine de engel olmamıştır. 1960’lı yılların başında stadın genel görünümü şöyledir: Doğudaki açık tribün bugünkü haline gelmiş, ancak kapalı tribünün olduğu taraf hala bir mezbelelik görünümündedir. Kapalı tribünün sadece ortasında kapalı olarak nitelendirilebilecek bir alan mevcuttur. 1964 yılına gelindiğinde ise stadın gece maçları işin ışıklandırılması ve yarım kalan tribün eklerinin yapılması tekrar gündeme gelir. 1965’de kapalı tribünün olduğu taraf yeniden elden geçirilir, tribünün ortasındaki eskilerin şapka tabir ettiği sundurma yıkılır. Herkes daha yüksek ve kapasitesi artırılmış yeni bir kapalı tribün beklerken, mevcudun üzerine kaçak kat çıkar gibi her tarafı açık bir balkon tribünü kapalı tribünün üzerine inşa edilir. Kuzeydeki kaleyle cadde arasına ise Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü binası kondurulur. 1967 yılında ışıklandırma çalışmalarının tamamlanmasıyla stat bugün ki görünümüne bürünür. Stadyumun 1967’de çimlendirilmesi gündeme gelmiş ancak 1971 yılından sonra ki zamana sarkmıştır bu işlem.

Bir çok kez Avrupa Kupası maçlarına sahne olan stadyum Marsilya, Roma, Benfica, Atletico Madrid, 1860 Münih, Cardiff City gibi kulüpleri ağırlamıştır.

Stadyum şu anda Altay kulübüne aittir ancak Karşıyaka ve Göztepe zaman zaman maçlarını burada oynamaktadır. Ayrıca Altınordu ve İzmirspor da ihtiyaç duyduklarında burada maçlarını oynamaktadır.

1971 yılında yapılan son tadilatla beraber bu günkü görünümünü alan stadyumun kale arkası tribünleri bulunmamaktadır. 3.100 kapalı, 6065 balkon, 7235 kişilik de açık tribün kapasitesi vardır. 2005 yılında İzmir şehrinde düzenlenen Yaz Üniversite Oyunları’na da sahne olmuştur.

Türkiye 1.Ligi’nin ilk golü 21 Şubat 1959’da İzmirsporlu Özcan Altuğ tarafından 11.dakikada Alsancak Stadı’nda atılmıştır. Türkiye 1.Ligi’nin ilk karşılaşması İzmirspor ile Beykoz 1908 arasında 21 Şubat 1959’da Alsancak Stadı’nda oynanmıştır. Türk takımları arasında o güne kadar ki en üst düzey Avrupa Kupası maçı 23 Nisan 1969’da Göztepe A.Ş. ile Újpest FC arasında Alsancak Stadı’nda oynanmıştır.

Altay Alsancak 1 Altay Alsancak 4 Altay Alsancak 5 Altay Alsancak 6 Altay Alsancak 7