White City

Kullanan Takım: Queens Park Rangers FC

Yapım Yılı: 27 Nisan 1908

Yıkım Yılı: 1985

Kapasite: 93.000

Boyutlar: 105 x 68

White City Stadyumu (orijinali Great Stadium) İngiltere’de 1908 Yaz Olimpiyatları için yapılan 93.000 kişilik kapasitesiyle döneminin Avrupa’da ki en büyük stadyumuydu.  Stat Londra’da inşa edilmiş ve modern, koltuklu stadyumların öncüsü sayılmıştır. Ayrıca modern atletizm pistine sahip ilk stadyum olma özelliğine sahiptir.1985 yılında yıkılıncaya kadar Queens Park Rangers takımına ev sahipliği yapmış, 1966 Dünya Kupası’na sahne olmuş, sadece futbol değil, rugby, tazı yarışları ve otomobil yarışlarına da ev sahipliğinde bulunmuştur. Stadyum Birleşik Krallığın ilk olimpiyat stadıydı.

J.J. Webster ve George Wimpey isimli mühendisler tarafından tasarlanan ve 10 ayda bitirilen 68.000 kapasiteli stadyum Kral VII. Edward tarafından açıldı. 60.000 pounda mal olan stadyum, 600 metre uzunluğunda koşu pistine sahipti. Dış cephesinin beyaz olması sebebiyle White City Stadium (Beyaz Şehir Stadyumu) ismini almıştır. Halk arasında Great Stadium (Büyük Stadyum) denirdi.

1908 Olimpiyat Oyunları başlangıçta Roma şehrine verilmişti lakin mali yükümlülükleri yerine getiremeyen İtalyanlar bu şansı ellerinden kaçırdı. İngilizler görkemli statlarıyla bu şansı iyi kullandı. Olimpiyat oyunlarında atletizm, futbol ve bisiklet gibi sporların dışında ilk defa modern maraton bitiş çizgisi burada kullanılmıştır.

Olimpiyatların ardından stadyum sadece futbola değil, yapılış amacına uygun olarak çeşitli spor dallarına ev sahipliği yaptı. Hatta araba yarışları bile düzenlendi. 1923’te Wembley’in açılışına kadar ulusal stat olarak kabul gördü İngiltere’de. 1934-58 yılları arasında büyük katılımlı boks müsabakaları burada düzenlendi. Bu maçlarda zaman zaman sayı 90.000’i buluyordu.

1966 Dünya Kupası’nda da yer alan stadyum sadece bir maça ev sahipliği yaptı. Grup maçında Uruguay Fransa’yı 2-1 mağlup etti. Daha önce Wembley’de düzenlenmesi planlanan tazı yarışlarını Wembley’in düzenleyememesinin üzerine bu yarışlar White City’de yapıldı.

1931-33 ve 1962-63 sezonlarında QPR kulübüne ev sahipliği yaptı. Kendine yakın Loftus Road yerine maçlarını daha uzaktaki White City’de oynayan QPR daha sonra stadyumun düzenlenmesinin ardından buraya taşındı.

1980’lere gelindiğindeyse stadyum sadece tazı yarışlarına sahne oluyordu. BBC’nin bitişiğindeki stadyum için yeni yollar ve binalar yapılmak zorunda kalındı. Ve 1984’e gelindiğinde artan maliyeti nedeniyle yıkılma kararı alındı. 22 Eylül 1984’de son bir tazı yarışı daha düzenlendi ve yıkılması için çalışmalar başlatıldı.

White City 5 White City 6 White City 3 White City 7White City 2

Peter Mokaba

Kullanan Takım: Black Leopards

Yapım Yılı: 2010

Kapasite: 41.733

Boyutlar: –

 

 

Güney Afrika’nın en küçük şehri Polokwane bölgesinde bulunan Peter Mokaba Stadı 2010 Dünya Kupası finalleri için inşa edilmiştir. Stadyumun dizaynında Afrika ve Asya’nın tropikal bölgelerinde yetişen ve yapraklarını döken Baobab adlı bir ağaç çeşidinden esinlenilerek yapılmıştır.

Peter Mokaba Stadyumu’nun inşası, Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak 9 şehirden en küçükleri olan Polokwane halkını oldukça heyecanlandırmıştır. Peter Mokaba Stadyumu Güney Afrika Premier Lig ekiplerinden Black Leopards takımının maçlarına ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca, stadyum da rugby maçları da oynanmaktadır.

Stadyumda 500 VIP koltuğu bulunmaktadır. VIP bölümü, özel bir girişe sahiptir. Medya mensuplarına 1657 kişilik yer ayrılmıştır. Takım otobüsleri için özel park alanları mevcuttur. Stadyumun inşaatında yaklaşık 1126 işçi görev almıştır. Stadın yakınında ve havalimanında rehberlik merkezleri yer almaktadır.

Stadyum, adını Güney Afrika tarihinde önemli bir yere sahip olan Peter Mokaba’dan almıştır. Mokaba, Güney Afrika’nın özgürlük mücadelesi verdiği yıllarda savaşçı ruhu ve liderlik vasıflarıyla ön plana çıkmıştır.

2010 yılında açılışını yapan stadyum, 23 Ocak 2010 tarihinde düzenlenen Peter Mokaba Kupası ile Polokwane halkıyla buluşmuştur. Dört takımın yer aldığı turnuvanın ilk yarı final mücadelesinde Güney Afrika temsilcilerinden Supersport United Danimarka’nın ekol takımlarından Brøndby’i 2-1 yenerek finale yükselir. İkinci yarı finalde ise Kaizer Chiefs penaltılarla Bidvest Wits’i 4-3 yenerek finale çıkar. Finalde Güney Afrika’nın gelmiş geçmiş en iyi takımı olan Kaizer Chiefs Supersport United’ı 4-2 yenerek kupaya uzanmayı başarır. Stadyumda oynanan ilk milli maç ise, 31 Mayıs 2010 tarihinde Güney Afrika (5 – 0) Guatemela arasında oynanmıştır.

Peter Mokaba Stadyumu 2010 Dünya Kupası finallerinde dört kez grup maçlarına ev sahipliği yapmıştır. Alınan sonuçlar şöyledir:

(A Grubu: Fransa 0 – 2 Meksika)                                (B Grubu: Yunanistan 0 – 2 Arjantin)

(C Grubu: Cezayir 0 – 1 Slovenya)                              (F Grubu: Paraguay 0 – 0 Yeni Zelanda)

Peter Mokaba Stadı’nın yıldızlarıyla ünlü olan Polokwane şehrinin gökyüzü manzarasına engel olmayacak şekilde dizayn edilmesi, maçlara gelen taraftarları mest etmektedir. Stadyuma girişler oldukça rahattır çünkü stadyum şehir merkezinin dışına konumlandırılmıştır. Polokwane şehrinin Botswana, Malawi, Zambiya, Zimbabwe ve Mozambik gibi ülkelere en yakın şehir olması, diğer ülkelerden ziyaretçilerin gelmesine kolaylık sağlamaktadır. Stat yetkilileri her fırsatta stadın güvenliğinin son derece üst seviyede olduğunu ve her türlü acil yardımın en kısa sürede halledilebileceğini ifade etmektedirler. Şehrin küçük olması nedeniyle, yeteri kadar toplu taşıma aracının Polokwane’ye gitmesi zor olsa da stadyum 2010 Dünya Kupası finallerinde üstüne düşen görevi layıkıyla yerine getirmiştir.

Peter Mokaba 1 Peter Mokaba 2 Peter Mokaba 4 World Cup 2010 preview - stadiums Peter Mokaba Stadium

Ullevi

Kullanan Takım: –

Yapım Yılı: 29 Mayıs 1958

Kapasite:  43.000

Boyutlar: 105 x 66

 

Ullevi veya bazı çevrelerce Nye Ullevi (Yeni Ullevi) ismiyle anılan, İsveç’in Göteborg kentinde bulunan, 1958 Dünya Kupası’nı düzenlemeye hak kazanan İsveç’in şampiyona için yaptığı stadyumdur.  Kapasite bakımından İskandinavya ülkeleri arasında en büyük stadyumdur.

Stadyum 1958 Dünya Kupası’na ev sahipliği yaptıktan sonra sadece futbola değil diğer spor branşlarına da sahne olmuştur. 1958 Dünya Kupası 3’üncülük maçı, 1995 Dünya Atletizm Şampiyonası, 2006 Avrupa Atletizm Şampiyonası, 1983 ve 1990 Kupa Galipleri Kupası Finali, EURO 92 Finali, 2004 UEFA Kupası Finali gibi büyük organizasyonlara ev sahipliği yapmıştır.

Stadyum için rekor katılım açılışından bir yıl sonra gerçekleşmiştir. Şehrin takımı IFK Göteborg ile Örgryte IS takımları 3 Haziran 1959 günü burada karşılaştılar. Karşılaşmayı 52.194 kişi takip etmiştir.

Spor karşılaşmalarının yanı sıra stadyumda çeşitli müzik organizasyonları da yapılmaktadır. 8 Haziran 1985 günü Bruce Springsteen konserinde stadyumdaki binlerce kişi ölümle burun buruna kalmıştı. Aynı anda ritmik bir şekilde hareketler yapan seyirciler kentin yapısındaki kil tabakayı yerinden oynattılar ve stadyumda çökme meydana geldi. Daha sonra yapılan tadilat ve güçlendirmelerle bunun bir daha olmaması için önlem alındı.

1980’lere kadar çok fazla organizasyon düzenleyemeyen stadyum, git gide organizasyon komitelerinin dikkatini çekmeye başlamıştı. 1983 yılındaki Kupa Galipleri Kupası finalini düzenlemeye hak kazanmıştı.  Rakiplerini tek tek yenen Real Madrid ve Aberdeen kulüpleri 11 Mayıs 1983 günü Ullevi stadyumunda kozlarını paylaştılar. Ancak karşılaşmaya ilgi son derece düşüktü. Sadece 17.804 kişi maçı izledi. Sir Alex Ferguson yönetiminde ki İskoç ekibi Aberdeen Real Madrid’i 2-1 mağlup ederek kupaya uzandı.

7 yıl sonra yine aynı kupanın finaline sahne olan stadyum bu sefer İtalyan Sampdoria ile Belçika temsilcisi Anderlecht kozlarını paylaştılar. Normal süresi 0-0 biten karşılaşma uzatmalara gitti.  Vialli’nin 105 ve 107’nci dakikalarda attığı 2 gol kupayı İtalyanlara getirdi.  Maçı 20.103 kişi takip etti.

14 Ağustos 1988 günü Amerikan Futbolu Ligi (NFL) takımlarından Minnesota Vikings ile Chicago Bears takımları bu stadyumda karşı karşıya geldi.

2004 yılında ise UEFA Kupası finali bu statta düzenledi. Valencia ile Marsilya kulüpleri karşı karşıya geldi. 2000 ve 2001 Şampiyonlar Ligi finalisti Valencia; Vicente ve Mista’nın golleriyle kupayı müzesine götürdü. Diğer maçlara nazaran seyirci sayısı gayet yüksekti. Karşılaşmayı 39.000 kişi izledi.

EURO 92’de ise stadyum final maçını düzenleme şerefini elde etti.  Yugoslavya’nın turnuvadan yaşadığı iç savaş nedeniyle ihraç edilmesi sonucu turnuvaya Sırpların yerine son dakika da davet edilen Danimarka Futbol Federasyonu futbolcuları plajdan çağırdı. Rakiplerini bir bir geçen Vikingler finalde Almanya ile karşı karşıya geldi. 26 Haziran 1992 günü oynan maçta Jensen ve Vilfort’ün attığı gollerle kupayı kazandı ve bu sonuç Avrupa Şampiyonaları’nın en büyük sürprizi olarak tarihteki yerini aldı.

EURO 92’de ayrıca oynanan diğer maçlar şu şekildeydi: İlk maç Van Basten’li, Gullit’li, Bergkamp’lı,  Koeman’lı Hollanda ile İskoçya arasında oynandı. 23 yaşındaki Bergkamp’ın 75’inci dakikada attığı golle Portakallar maçı 1-0 kazandı. Hollanda’nın Bağımsız Devletler Topluluğu ile yaptığı maç stadyumda ki ikinci karşılaşma oldu. Sovyetler Bİrliği’nin dağılması üzerine, turnuvaya hak kazanmış olan Ruslar Bağımsız Devletler Topluluğu olarak turnuvaya katıldı. Maç golsüz tamamlandı. Grup aşamalarındaki son maç Hollanda-Almanya arasında gerçekleşti. Rijkaard, Witschge ve Bergkamp’ın attığı gollerle Hollanda Panzerleri sürklase ederek maçı 3-1 kazandı. Almanların tek golü Klinsmann’dan geldi.  Yine Hollanda’nın maçına ev sahipliği yapan stadyum yarı finalde Hollanda-Danimarka maçına sahne oldu. Trunuvanın sürpriz ekibi Danimarka favori olan Portakallar karşısında Larsen ile iki defa öne geçti. Ancak Hollanda Bergkamp ve Rijkaard ile bu gollere karşılık verdi. Normal süresi 2 – 2 berabere biten maç penaltılara gitti. Danimarka 5’te 5 yaparken Hollanda Van Basten’in kaçırdığı penaltı vuruşu nedeniyle elendi.

Stadyum 2007 yılında geçirdiği tadilat ile 600 metrekarelik dev bir güneş enerjisi paneline sahip olmuştur. Aydınlatması sırasında bu paneller de kullanılmaktadır.

Stadyum; Slayer, Metallica, Elton John, Madonna, Michael Jackson, U2 ve daha birçok müzisyen ve müzik grubunun konserine tanıklık etmiştir.

Ullevi 2 Ullevi 1 Ullevi 11 augusti 2006 Ullevi 6 Ullevi 7

Giuleşti-Valentin Stănescu

Kullanan Takım:  Rapid Bükreş

Yapım Yılı: 10 Haziran 1939

Kapasite: 19.100

Boyutlar: 105 x 70

Giuleştu-Valentin Stanescu… İsmini Bükreş’te bulunduğu mahalleden alan stadyum Romanya’nın kalburüstü takımlarından Rapid Bükreş’in iç saha maçlarına ev sahipliği yapmaktadır.

1936 yılında inşaatına başlanan stadın tasarımı dönemin mimarı George Dumitrescu tarafından yapılmıştır. 10 Haziran 1939 tarihinde yapılan açılışta üst düzey konuklar tribünlerdeki yerlerini almışlardır. Romanya Kralı Kral Carol II’nin konukları arasında Yunanistan ile Romanya Prensi, kraliyet danışmanı ve diğer üst düzey yetkili isimler yer almıştır. 12.160 koltuk kapasitesiyle dönemin Romanya’sında en modern stadyum olarak tarihe geçmiştir. Otoriterler tarafından Arsenal’in Highbury stadının küçük bir kopyası olarak kabul edilmiştir.

Stadyum başlangıçta dört tarafından biri açıkta kalınca sevenleri tarafından “at nalı” anlamına gelen portcoava lakabı takılmıştır. 1980’lerin ortalarına kadar derme çatma olan bu yer daha sonra tadilata tabii tutularak tribün haline getirilmiştir. 1990’ların ortalarında ise, stadyumun kapasitesi 19.100 kişiye çıkartılmıştır. Stadın tümü tam plastik koltuklardan meydana gelmektedir. Stadyum en önemli yenileme çalışmasını ise, 2003 yılında gerçekleştirmiştir. Stadın çimi tamamen değiştirilerek drenajı batı standartlarına göre yapılmıştır. Stadyumun yenileme çalışmaları uzun bir süreç içerisine girmiştir. Yönetim stadın tribünlerini derbi maçlarda ateşli taraftarların sahaya girmelerini engelleyen ve mükemmel bir görüş sağlayan şeffaf plastik bir çit yaptırmıştır. Ayrıca stadın çevresine birçok VIP tesis de eklenmiştir. 19.100 kişilik kapasiteye sahip olan stadyum maçlarda ki güvenlik zafiyetinden dolayı resmi olarak 11.704 kişinin maçlara gelmesine tanıklık etmektedir.

Giuleşti-Valentin Stănescu tarihi boyunca Romanya Milli Takımı’nın sadece 4 maçına ev sahipliği yapmıştır. Rumenler bu maçların üçünü kazanırken sadece Hollanda’ya kaybettiler. 28 Nisan 2004 tarihinde bu stat da oynanılan Romanya  (5 – 1) Almanya arasında oynanılan hazırlık maçında, ev sahibi ekip güçlü rakibine fark atarak adını altın harflerle tarihin tozlu sayfalarına yazdırmayı başarmıştır.

Giuleşti-Valentin Stănescu 2 Giuleşti-Valentin Stănescu 3 Giuleşti-Valentin Stănescu 5 Giuleşti-Valentin Stănescu 7 Giuleşti-Valentin Stănescu 8

Ernst Happel

Kullanan Takım: Avusturya Milli Takımı

Yapım Yılı: 11 Temmuz 1931

Kapasite: 53.008

Boyutlar: 105 x 68

 

 

Ernst Happel Stadyumu Avrupa’nın göbeğinde yer alan Viyana’da inşa edilmiş ve tarihin en karanlık günlerine tanıklık etmiş bir futbol stadyumudur.

I. Dünya Savaşı’nın ardından Avusturya’da cumhuriyet rejimine geçildikten on sene sonra başkent Viyana’ya bir stadyum yapılmasına karar verilmiştir. 2’nci İşçi Olimpiyatları’na yetiştirmek maksadıyla dönemin önemli mimarlarından Otto Ernst Schweizer tarafından tasarlanan stadyum 1929 – 1931 yılları arasında yapılan inşaat çalışmalarıyla 23 ay içerisinde tamamlanmıştır. Ayrıca mimar Schweizer stadyumun yanına 400.000 m² büyüklüğünde Stadionbad adında Avrupa’nın en büyük yüzme havuzunu da inşa ederek önemli bir işe imzasını atmıştır. Stadyum 11 Temmuz 1931 yılında İşçi Olimpiyatları açılış töreniyle kapılarını açmıştır. Stadyumun başlangıçta kapasitesi 60.000 kişilikti ve kendisine verilen isim de Praterstadion’du.

1938 – 1945 yılları arasında Dünya tarihinin en karanlık günleri yaşanırken tarihi Praterstadion’da bundan nasibini alıyordu. Aslında Avusturya’da her şey 1934 yılında başlıyordu. Avusturya’nın faşist Başbakanı Engelbert Dolfuss Avusturya’da demokrasiyi kaldırmış ve otoriter bir devlet planlaması yaparak yeni anayasayı ülkesinde yayımlıyordu. Dört yıl sonra, Almanya’nın 12 Mart 1938 tarihinde Avusturya’yı işgalinden sonra iki ülkenin milli takımları Hitler’in izniyle Praterstadion’da karşı karşıya gelmiş, işgal ve baskı altında ki Avusturya rakibine 0 – 2 boyun eğmiştir. Maçtan bir hafta önce Avusturyalı vatandaşlar Hitler’in 3’üncü Reich ile birleşmesini ön gören referandumda oy kullanırlar. Daha sonra stadyum Yahudi vatandaşların sınır dışı edilmesi için bir toplama noktası, kışla ve planlama ofisi ve askeri amaçlar için istismar edilmiştir. 11-13 Eylül 1939 tarihleri arasında Viyana’da yaşayan “Polonya Doğumlu” bin kişilik Yahudi topluluğu Reinhard Heydrich’in emriyle Gestapo (Alman Gizli Servisi) tarafından Praterstadion’da gözaltına alınmıştır​​. Alman deniz subayı olan Heydrich Yahudilerin Avrupa’dan sürülmeleri ve katledilmelerinde büyük rol oynamış, etkin isimlerden biriydi. Esirler stadyumun koridorlarında tutulurken, burada yankılanan çığlıklar birçok filme konu olmuştur. 30 Eylül 1938 yılında 440 tutuklu Hitler’in ırksal çalışmalarının en etkini olan kafatası ölçümü için Buchenwald toplama kampına gönderilmiştir. Çalışmalar sonucunda 44 kişi bu testi geçerken geriye kalanlar toplama kamplarında vahşice öldürülmüştür. II. Dünya Savaşı’ndan önce Avusturya’da 200 bin Yahudi yaşarken Praterstadion’da yaşanan olayların kanıtları Viyana Doğa Tarihi Müzesi Antropoloji bölümünde sergilenmektedir. Stadyum, 1944 yılında Hitler’e bağlı Nazi Almanya’sının hava kuvvetleri birimi olan Wehrmacht tarafından bombalanırken ciddi bir hasar görmüştür. 1988 yılında ise, stadyumda gözaltında kalmış ve hayatta kalan kurbanlardan Fritz Klein’e Avusturya hükümeti tarafından o dönemin acı dolu hatıralarından kurtulması için 62.50 euro tutarında bir tazminat ödenmiştir.

Avusturya savaşın faturasını çok ağır bir biçimde ödedikten sonra kalkınma planlamalarına ağırlık vermiştir. Tarihi stadyum Praterstadion da bu uygulamaya tabii tutulmuştur. 1956 yılında stadın kapasitesi 92.708 kişiye çıkartılmıştır. Bu gaye ile stadyumda elde edilen rekor katılım 30 Ekim 1960 tarihinde oynanılan Avusturya (3 – 0) İspanya maçında gerçekleşmiştir. Bu maçı 90.726 kişi tribünden takip ederek erişilmesi güç bir rekora imza atmışlardır. 1986 yılında bir kez daha tadilata giren stadyumun tribünlerinin tamamı koltuklandırılmıştır. Bu yüzden stadyumun kapasitesi 70 bin kişiye kadar düşürülmüştür. Daha sonra stadyuma çatı ilave edilmesinden dolayı stadyumun kapasitesi 60 bin kişinin altına düşmüştür. Yeni görünümüyle stat, tarihin iki ezeli rakibi Avusturya (4 – 1) Almanya maçıyla sevenleriyle buluşmuştur.

Stadyumun en önemli özelliklerinden biri ise köklü tarihine paralel çok sayıda Avrupa Kupası finallerine ev sahipliği yapmış olmasıdır. Praterstadion ilk sınavını 1963 – 64 senesinde Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde vermiştir. İki ekolün karşı karşıya geldiği mücadele de İnter Real Madrid’i 3 – 1 mağlup ederek bu önemli kupayı ilk kez müzesine götürmeyi başarmıştır. 1986 – 87 Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde ise, Porto büyük bir sürprize imza atarak Alman ekolü Bayern Münih’i 2 – 1 yenerek kupayı ilk kez kazanan takımlar arasına adını altın harflerle yazdırmayı başarmıştır. 1989 – 90 senesinde ise, yine Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde efsane Hollandalılar Gullit, Van Basten ve Riijkaard’ın sürüklediği AC Milan kupa koleksiyoncusu Benfica’yı Frank Riijkaard’ın attığı golle kupayı kazanmasını bilmiştir: 1 – 0… 1994 – 95 sezonunda yeni konseptiyle UEFA Şampiyonlar Ligi finali yeni ismiyle yaşamına devam eden Ernst Happel Stadyumu bir kez daha buluşmuşlardır. Finalde yine Milan vardı ama bu sefer rakip Hollanda’nın ekol olmuş takımı Ajax’tı. Daha önce gruplarda iki kez rakibini devirmeyi başarmış olan Ajax genç ve harikalar yaratan yıldızlarıyla tecrübeli oyunculardan oluşan Milan’ı bir kez daha devirmek istiyordu. Kıran kırana geçen mücadele de bitime 5 dakika kala genç yıldız Patrick Kluivert attığı golle kupayı takımına kazandırmayı başarmıştır: 1 – 0… Ayrıca stadyum, 1969 – 70 sezonunda Kupa Galipleri Kupası finaline de ev sahipliği yapmıştır. Finalde Manchester City Polonya temsilcisi Górnik Zabrze’yi 2 – 1 mağlup ederek kupayı müzesine götürmüştür. Bu maçın en ilginç özelliği ise, mücadeleyi 92 binlik stat da 7.968 kişinin izlemesiydi. Final karşılaşması olmasına rağmen maça rağbet olmaması ilginç bir anekdot olarak tarihe geçmiştir.

1992 yılında ülkenin efsane oyuncularından ve teknik direktörlük yaşamında iki farklı takımda kulüpler bazında Avrupa Şampiyonluğu yaşamış Ernst Happel 1992 yılında vefat ettikten sonra Praterstadion’un ismi bu efsanenin adını sonsuza dek yaşatmak maksadıyla Ernst Happel Stadı olarak değiştirilmiştir.

Ernst Happel Stadyumu, Avusturya-İsviçre’nin ortaklaşa düzenlediği EURO 2008 finalleri için ev sahipliği yapacak en önemli mekân olarak ön plana çıkmıştır. Stadyum finaller için bir kez daha yenileme çalışmalarına maruz kalmıştır. Öncelikle stadın zemini alttan ısıtma sistemi ile donatılmıştır. VIP tribününe de kavuşan stadyum, Viyana’nın önemli ulaşım sistemini sağlayan U-Bahn ile şehrin her yerinden stadyuma ulaşım kolayca sağlanmıştır. Hatta stadın çevresinde bulunan 56 ağaç otoritelerce eleştirilmesine rağmen kesilmiş ve stat çevresinin ticari anlamda daha aktif bir biçimde kullanılması sağlanmıştır. Böylece yapılan çalışmaların maliyeti 39.600.000 euroya mal olmuştur. Stadyum turnuva boyunca üç kez grup maçı, iki kez çeyrek final, bir kez yarı final ve son olarak final karşılaşması olmak üzere toplam yedi karşılaşmaya ev sahipliği yapmıştır.

Grup maçlarında ev sahibi Avusturya’nın resmi stadı olmasından dolayı; kırmızı-beyazlıların üç maçına da ev sahipliği yapmıştır. Kendi evinde kalitesi düşük bir kadroyla oynayan Avusturya güçlü rakiplerine karşı beklenenden daha sürpriz skorlar alarak turnuva da iyi bir tanıtım çizgisi oluşturmuştur. Gruplarda alınan sonuçlar şöyle:

(B Grubu: Avusturya 0 – 1 Hırvatistan,   Avusturya 1 – 1 Polonya,   Avusturya 0 – 1 Almanya)

Çeyrek final müsabakalarının ilkinde Türk tarihinin en önemli maçlarından biri Ernst Happel Stadı’nda oynanmıştır. Türk Milli Takımı Hırvatistan karşısında normal süresi 0 – 0 biten mücadele de uzatmaların bitimine 1 dakika kala Klasnic’in kafa golüyle yenik duruma düşmüş, akabinde genç Semih Şentürk ile beraberliği yakalamıştı. Penaltılara giden mücadele de Türkiye (4 – 2 Pen.) Hırvatistan’ı mağlup ederek tarihinde ilk defa Avrupa Şampiyonası’nda yarı finale yükseliyordu. Çeyrek finalde oynanan diğer mücadele de ise, İspanya (4 – 2 Pen.) İtalya’yı saf dışı bırakarak finale bir adım daha yaklaşıyordu. Yarı final maçında ise, Rusya ile İspanya karşı karşıya gelmiştir. Gruplarda rakibine fark atan İspanya iyi bir turnuva geçiren Rusya’yı bir kez daha dağıtarak formda olduğunu gösteriyordu: 0 – 3…

Final ise müthiş bir maça sahne olacaktı. Almanya ve İspanya 51.428 kişi önünde kozlarını paylaşıyordu. Grup maçlarından sonra tüm maçlarını burada oynayıp zaferle ayrılan Boğalar maça da hızlı başlıyordu. Öyle ki, David Villa’nın yokluğunda “El-Nino” lakaplı Fernando Torres topu ağlara göndermiş ve kupayı İspanya’ya kazandırmıştır: 0 – 1…

Stadyum konser alanı için kapasitesini 68.500 kişiye yükseltmektedir. Kuruluşundan günümüze kadar dünyaca birçok ünlü burada konser vermiştir. Bunların arasında, Madonna, Michael Jackson, Bon Jovi, Bruce Springsteen, Guns N’ Roses, Paul McCartney, Pink Floyd, The Rolling Stones, Tina Turner, U2, Kanye West, Robbie Williams ve Enrique Iglesias bulunmaktadır.

Ernst Happel Avusturya’nın en büyük ve en modern stadyumudur. Stadyum sadece 7-8 dakikada tamamen boşaltılabilmesi ile de Avrupa’da önemli statlar arasında ki yerini almıştır. UEFA’nın 5 yıldızlı statlar kategorisine aldığı stadyum, Viyana’nın iki ekol kulübü Rapid ve Austria Wien takımlarının Avrupa maçlarına da ev sahipliği yapmaktadır. Stadyum da futbol dışında atletizm, tenis, bisiklet ve Amerikan Futbolu branşları da gerçekleşmektedir. Ayrıca, stadyum 1950 yılında, 35.000 kişinin takip ettiği Avrupa Ağır Sıklet maçında Avusturyalı Josef Weidinger ile Fransız Stefan Olek arasında ki unvan maçına tanıklık etmiştir.

10. Bundesfeuerwehrbewerb im Ernst-Happel-Stadion (Wien 2008) Ernst Happel 8 Ernst Happel 9 Ernst Happel 13 Ernst Happel 1

Liberty

Kullanan Takım: Swansea City AFC

Yapım Tarihi: 10 Temmuz 2005

Kapasite:  20.750

Boyutları: 105 x 68

 

 

Liberty Stadyumu, Galler’in yeşillikler içerisinde sivrilmiş son zamanlarda yapılmış düşük kapasiteli ancak günümüz şartlarına uygun imar edilmiş modern bir futbol stadyumudur. Stadyum tarihinde ilk defa 2011 – 12 sezonunda Premier Lig’de oynamaya hak kazanmış Galler kulübü Swensea City AFC takımına ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca Galli Rugby takımlarından Ospreys takımı da maçlarını burada oynamaktadır.

Swansea kulüp yöneticileri ve şehrin önde gelen iş adamlarının oluşturduğu konsorsiyumlar da yeni bir stadın ülke futboluna yatırım amaçlı önemli bir kaynak oluşturacağına karar verirler. Yeni yapılacak stadyumun Tawe Nehri’nin batısında tamamen kâse şeklinde olan ve 20.750 koltuklu olması için anlaşmaya varılır. Belirtilen arazi üzerinde 355.000 m²’lik bir alan tahsis edilmiş ve 50 milyon pound finanse edilerek stadyumun temeli atılmış oldu.

Stadın tribünleri TTH Architects mimarlık şirketi tarafından basit ve tek katmanlı kâse biçiminde tasarlanmıştır. Stadyumun inşaatında 250’den fazla çalışan yer almıştır. Stadın yapımında kullanılan beton 4.800 metreküp olup, yapısında 2.500 ton çelik kullanılarak çatı yapısının ve katmanların oluşumu sağlanmıştır.

Stadyum inşaatı sırasında sahip olacağı ismi için çeşitli önerilere maruz kaldı. Bunlar arasında en sık telaffuz edileni ise “White Rock” ismiydi. Hatta bu isim inşaat sırasında geçici bir isim olarak kullanılmış ve çalışma bittiğinde yeni isim arayışları devam etmiştir. 18 Ekim 2005 tarihinde Swansea yönetimi yeni sponsor arayışlarında aradığını bularak ünlü sigorta şirketi “Liberty Insurace” ile anlaşarak stadyumun ismini Liberty Stadium olmasında karar kılmıştır.

Liberty; Galler’de Millennium ve Cardiff’ten sonra en büyük kapasiteye sahip üçüncü stadyumdur. 10 Temmuz 2005 tarihinde açılışını yapan stadyum; 23 Temmuz 2005 tarihinde, Swansea City ile Fulham takımları arasında oynanan dostluk maçı ile ilk futbol şenliğine ev sahipliği yaptı. Maç 1-1 berabere sona ererken, stadyumda ilk gol Fulham takımından Steed Malbranque tarafından kaydedilmiştir. Ayrıca açılışta Swensea kulübünün efsanevi golcüsü Ivor Allchurch (Swensea formasıyla 445 maçta 166 gol atarak bu alandaki rekorun tek sahibi) hizmetlerinden dolayı büyük bir coşkuyla anıldı.

Stadyuma şu ana kadar en çok taraftarın geldiği maç 23 Aralık 2012 tarihinde oynanan Swensea City-Manchester United karşılaşmasıdır. Tarihinde ikinci defa Kırmızı-Şeytanları yeni mabetlerinde ağırlayan Galler kulübü ful kapasitesinden sadece 100 eksik kişi (20.650 kişi) ile yeni bir rekora imza atmıştır. Ayrıca Galler Milli Takımı Millenium Stadyumu’nun dışında şu ana kadar ikisi resmi olmak üzere toplam yedi karşılaşmasını Liberty Stadı’nda oynamıştır.

Futbol dışında konserlere de ev sahipliği yapan Liberty Stadyumu, The Who, Elton John, Pink ve Rod Stewart gibi dünya starlarının hayranlarıyla buluşmasına vesile olmuştur. Stadyum Galler’de Premier Lig maçlarına ev sahipliği yapmış ilk stadyum olma özelliğini de taşımaktadır. Ayrıca Liberty Stadyumu’nun Premier Lig’de Loftus Road’tan sonra en küçük seyirci kapasitesine sahip ikinci stadyumu konumundadır.

Swansea City AFC kulübünün yönetimi stadyumu şu anda yaklaşık 32.000 koltuk kapasiteli bir hale getirmek için genişletme planları içerisindedir. Yeni planlar arasında stadyumun yakınında açılacak McDonald’s restaurantları da bulunmaktadır. Böylece genişleme planları gün geçtikçe artsa da şu anda bu uygulama rafa kalkmış durumdadır.

Liberty 3 Liberty 4 Liberty 7 Barclays Premiership Swansea City v Wigan Athletic Liberty Stadium, 20.08.11. Liberty 8

Hampden Park

Kullanan Takımlar: Queen’s Park FC & İskoçya Milli Takımı

Yapım Tarihi: 31 Ekim 1903

Kapasite:  52.063

Boyutlar: 105 x 68

 

 

İskoç futbol tarihinde önemli bir yere sahip olan Hampden Park, günümüzde İskoç futbolseverlerin de futbola bakış açısını pozitif yönde etkilemiş, unutulmaz tarihi maçlara ev sahipliği yapmış güzide bir futbol stadyumudur. Hampden Park İskoçya tarihinin en eski kulübü olan Queen’s Park takımına ve İskoçya Milli Takımı’nın maçlarına ev sahipliği yapmaktadır.

1903 yılında Oueen’s Park kulübünün yöneticileri Glasgow şehrinin güney kesiminde 33 dönümlük bir arazi satın aldılar. İşte bu arazide günümüzün teknik bakımdan gelişmiş en güzel statlarından biri olan Hampden Park’ın inşa edilmesi için çalışmalara başlanır. Aslında Hampden Park’ın 1903 yılında resmi olarak açılmasından önce bu stada sahip olan Queen’s Park takımının maçlarını değişik statlarda istikrarlı bir biçimde oynamasından dolayı 1873 yılından itibaren o mekânların her birine Hampden Park ismi verilmiştir. Hatta 1’inci Hampden, 2’nci Hampdan ve son olarak resmi kayıtlara yapım yılı 1903 olarak geçen günümüze kadar uzanan 3’üncü ve şimdiki stat Hampden Park olarak geçmiştir.

Stadın ismi geçmiş yıllara dayanan onurlu bir yaşam hikâyesine dayanıyordu. Westminster bölgesinde politikacı olarak görev yapmış John Hampden 1594 yılında doğdu ve 1643 yılında İngiliz İç Savaşı sırasında parlamento tarafı için mücadele ederken öldürüldü. Queen’s Park kulübü ünlü futbol mabedine John Hampden ismini sonsuza kadar yaşatmak için onun ismini vermişlerdir.

Hampden Park denince akla yüksek katılımlı seyircilerin geldiği maçlar geliyor. Estadio do Maracana inşa edilmeden önce 47 yıl boyunca Dünya’nın en büyük ve teknik bakımdan en gelişmiş stadyumu olan Hampden Park, açılışını 31 Ekim 1903 yılında Queen’s Park (1 – 0) Celtic takımları arasında oynanılan ve 64.000 kişinin izlediği maçla yapmıştır. Bir yıl sonra ilk İskoçya Kupası finali Old Firm derbisi bu stat da oynanmıştır. Bu maçı 64.672 kişi takip ederek Celtic’in 3 – 2 kazandığı maçta yeşil-beyazlıların şampiyonluğuna tanık olmuşlardır. 1906 yılının Nisan ayında ilk milli maç tecrübesini de yaşayan Hampden Park, İskoçya-İngiltere karşılaşmasına 102.741 kişiyi çekmeyi başarmıştır.

Stadyumun tribünleri kapalı olup uzun teraslarla çevrilmiştir. Ayrıca stadyum kâse biçiminde olup Avrupa’da tüm zamanların seyirci rekorları kıran maçlara ev sahipliği yapmıştır. 1908 yılında oynanılan İskoçya-İngiltere maçına 121.452 kişi, 1909 yılında İskoçya Kupa finalinde Old Firm derbisine 131.000 kişi ve 1912 yılında yine bir İskoçya-İngiltere maçına 129.810 kişi gelmiştir. Alınan karar gereği I.Dünya Savaşı’nın sonuna kadar tüm İskoçya Kupası finalleri de Hampden Park’ta oynanmıştır. Queen’s Park bu ilgiden hoşlanmış olacak ki 1927 yılında yenileme çalışmaları yaparak, stadyuma 25.000 kişilik ek bir tribün oluşturarak mevcut kapasiteyi yükseltmiştir. 1937 yılında tüm zamanların kırılamayacak en önemli rekoru Hampden Park’ta görülmüştür. İskoçya Kupası finalinde 147.365 kişinin takip ettiği maçta Celtic-Aberdeen takımları kozlarını paylaştı. Bu maça gelen taraftar sayısı Dünya’da bir kupa finalinde elde edilen en yüksek taraftar sayısı olarak günümüzde hala güncelliğini korumaktadır. Aynı yıl İskoçya-İngiltere maçında İngilizlerin 5 – 0 kazandığı mücadele de 149.415 biletli kişi maçı takip etmiştir. Bu maç da ayrı bir rekorun onurunu taşımaktadır. Uzun lafın kısası Avrupa’da uluslar arası oynanılan bir maçta tüm zamanların en yüksek taraftar sayısı bu maçta elde edilmiştir. O yıl zemin iyileştirmelerinin yanı sıra kulüp bir karara vararak stadyumun kapasitesini 183.388 kişiye çıkartmıştır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında, Almanya tarafından güvence altına alınan İskoçya Almanya Federal Cumhuriyeti’nin hava kuvvetleri (Luftwaffe) tarafından havadan bombalama durumu yasaklanmıştır. İskoç ulusal lig ve kupa maçları savaş süresince askıya alındı​​, ancak bunların yerine bölgesel lig ve kupa müsabakaları kuruldu. Başlangıçta stadyumun kapasitesinin yüzde 50’si maçlara tanıklık etmiştir. Dolayısıyla 1940 yılının Mayıs ayında 75.000 kişinin izleyebildiği Queen’s Park takımının maçı kayıtlara geçmiştir. Katılımın fazla olmadığı maçlar yüzünden Hampden Park savaş sonuna kadar kullanılmadı. Onun yerine 12.000 kişilik Lesser Hampden stadyumu inşa edildi. Savaş esnasında hükümet tarafından Hampden Park ve Lesser Hampden statları ülkenin erzak cephaneliği için kullanıldığı söylenmektedir. Ancak kısa bir süre sonra Queen’s Park yetkilileri bu düzene karşı çıkarak hükümetin yönetmeliğinden vazgeçmesini talep ederler. Bu baskı sonuç verince 1942 yılının Nisan ayında Hampden Park’ta 91.000 kişinin izlediği maçta İskoçya (5 – 4) İngiltere’yi mağlup etmeyi başarır. İkinci Dünya Savaşı 1945 yılında sona erdikten sonra, Hampden Park daha çok İskoçya Milli Takımı’nın maçlarına ev sahipliği yapmıştır. Böylece İngiltere’ye karşı 15 maç ve Avusturya ile Çekoslavakya’ya karşı da birer maç bu stat da oynanmıştır. Savaş sonrası eski rekor katılımlarını aratan bir seyirci katılımı vardı ki; ortalama 40.000 kişi tarafından bu maçlar takip edildi. Bu durumdan hoşlanmayan yetkililer bir kez daha İskoçya Kupası finallerinin Hampden Park’ta düzenlenmesine karar verdiler. Hampden Park’ta oynanan 9 Kasım 1949 tarihinde ilk FIFA Dünya Kupası eleme maçında İskoçya (2 – 0) Galler’i yenmeyi başardı. 1950 FIFA Dünya Kupası için İskoçya’nın önünde sadece bir engel vardı. O yıl İngiliz İşçileri Şampiyonası’nda şampiyonluk kazanan İskoçya’ya İngiltere karşısında beraberlik yetmesine rağmen; İskoçya İngiltere’ye 0 – 1 kaybederek finallere gitme hakkını da yitirmiş oldu.

1953 yılında Kraliçe Elizabeth II adına Coronation Kupası düzenlenir. Alınan karar gereği dönemin İngiltere ve İskoçya’sında en başarılı dört kulüp arasında oynanılacak tüm maçlar Hampden Park’ta yapılır. Finale yükselen ekipler Celtic-Hibernian takımları olmuştur. 117.060 kişinin takip ettiği mücadele de Celtic 2 – 0 kazanarak şampiyon olmayı başarır. İskoçya 1954 ve 1958 yıllarında Avrupa ve Dünya futboluna damga vuran iki önemli rakiple bu stat da kozlarını paylaşmıştır. 1954 yılında dünyanın en seçkin takımlarından biri olan Macaristan ile karşılaşan İskoçya iyi bir futbol oynamasına rağmen 113.506 kişinin önünde rakibine 2 – 4 yenilmekten kurtulamadı. 1958 yılında L.Suarez ve Ladislao Kubala’lı İspanya Hampden Park’dan eli boş ayrıldı: 2 – 0…

Hampden Park iki kez Şampiyon Kulüpler Kupası final müsabakasına, bir kez de Kupa Galipleri Kupası finaline ev sahipliği yaptı. Bunlardan en önemlisi 1955’ten itibaren Şampiyon Kulüpler Kupası’na ambargo koyan Real Madrid efsanesinin son büyük zaferiydi Frankfurt maçı. İskoçya’nın ünlü Hampden Park Stadı’ndaki maça Gento, Puskas, Di Stefano gibi yıldızlarıyla çıkan Real Madrid, Alman rakibi karşısında yenik duruma düşmesine rağmen Puskas’ın 4 ve partneri Di Stefano’nun golleriyle sonuca gitmişti. 7-3’lük final tarihinin en gollü Şampiyon Kulüpler Kupası finali olurken, tribünlerdeki 135 bin taraftar da uzun süre kırılamayacak bir rekor olarak tarihe geçiyordu. Bu karşılaşma ayrıca Puskas ve Di Stefanolu Real Madrid efsanesinin son büyük zaferi olarak tarihteki yerini aldı. Diğer mücadele ise 1976 yılında Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Beckanbauer, kaleci Maier, Karl-Heinz Rummenige ve Gerd Müller’li Bayern Münih Fransa’nın St.Etienne takımını 1 – 0 yenerek kupaya uzanmayı başarıyordu. 1965-66 sezonunun Kupa Galipleri Kupası finalinde Borussia Dortmund (2 – 1) Liverpool’u yenerek kupayı müzesine götürmüştür. Ayrıca 1967 yılında Kıtalararası Kupa maçı da Hampden Park’ta oynanmıştır. Celtic Arjantin kulübü Racing Club’ı 1 – 0 yenerek kupaya uzandı. 1970 yılında is Hampden Park bir başka rekorun sahibi daha oldu. Şampiyon Kulüpler Kupası yarı final maçında Celtic-Leeds United ekipleri karşılaştı. Celtic’in 2 – 1 kazandığı mücadele de 136.505 kişi mücadeleyi takip etti. Bu katılım Avrupa Kupaları’nda en fazla seyircinin geldiği maç olarak tarihe geçti.

1977 yılında Spor Sahaları Yasası’na göre ve İngiltere’de yaşanılan tribün felaketlerinden dolayı stadın kapasitesi 81.000 kişiye düşürülmüştür. Bunun anlamı Hampden Park artık rekor katılımlı maçlara tanık olamayacaktı. Örneğin; 9 Mart 1946’da İngiltere’nin Manchester kentinde Burnden Park stadyumunda Bolton Wanderers ve Stoke City takımları arasında oynanan maç esnasında taraftarların taşkınlığı sonucu çıkan arbede de 33 kişinin ölmesi ve 400’den fazla taraftarın yaralanmasına neden olan üzücü olaydan sonra İskoçya Hükümeti de önlemini alarak stadyumların kapasitesini düşürmeyi planlamış; bu planı kısa bir süre zarfında hayata geçirmişlerdir.

Bir ilginç anekdot ise, dünya futbolunun gelmiş geçmiş en iyi oyuncularından biri olan Diego Armando Maradona’nın 18 yaşındayken Arjantin Milli Takımı formasıyla ilk resmi golünü Hampden Park’ta İskoçya’ya karşı kaydetmesidir. Maradona’nın katkısıyla Arjantin rakibini deplasmanda devirmeyi başarır.

1970’lerin sonunda Hampden Park’ın yenileme ihtiyacı anlaşılsa da stat sahibi Queen’s Park kulübü alt liglerde mücadele ettiğinden bu çalışmalara finanse olamadı. Bunu gören Glasgow İlçe Konseyi finansman için Birleşik Krallık Hükümeti’ne başvurup stadın yenileme çalışmaları için finans kaynağını almayı başardı. Yenileme çalışmalarının başlamasından sonra stadyumda alkol de yasaklanmış oldu. İlk aşamada stadın kuzey tribünü yıkılır. Bu çalışma 1981 yılının Ekim ayında başlar ve 1986 yılında tamamlanarak, yapılan çalışmaların neticesinde stadyumun kapasitesi 74.370 kişiye düşürülür. Bu çalışmanın maliyeti 3 milyon dolardır. 1989 yılında İskoç Milli Takımı için Ibrox Stadı önerilse de İskoçya Futbol Federasyonu yapıldığı tarihten bu yana İskoçya Milli Takımı ile özdeşleşmiş Hampden Park’tan vazgeçmemiştir. 1992 yılında Birleşik Krallık Yönetimi’nin baskılarından dolayı yüksek hâsılatlı maçların rekortmeni olan Hampden Park’ın kapasitesinin bir kez daha düşürülmesi istenmiş ve iki senelik çalışmaların ardından o zaman ki kapasitesinden yaklaşık 22.000 kişi daha düşürülerek günümüzdeki mevcut kapasitesine ulaşmıştır. (52.063 kişi)…

2000’li yıllara geldiğimizde kapasitesi düşürülse de Hampden Park popülaritesinden bir şey kaybetmemiştir. Öyle ki 2002 yılında Şampiyonlar Ligi finalinde Real Madrid (2 – 1) B.Leverkusen kozlarını paylaşmıştır. O dönem ustalık dönemini yaşayan Zinedine Zidane’ın çok yüksekten gelen topa muazzam vuruşuyla kaleci Butt’ı mağlup ederek zihinlere kazınmıştır. 2007 yılında ise UEFA Kupası finalinde iki İspanyol takımı olan Sevilla-Espanyol’un mücadelesinden galip çıkan penaltı atışları sonucunda 5 – 3’lük skorla kupayı üst üste ikinci kez müzesine götüren Sevilla olmuştur.

İskoçya Futbol Federasyonu’na ait müze ve federasyona tahsis edilmiş olan birçok ofis Hampden Park’ta bulunmaktadır. Ayrıca tarihi boyunca futbol dışında atletizm, ulusal rugby maçları, Amerikan futbolu, boks ve tenis oyunlarına da ev sahipliği yapmıştır.  Futbolun vazgeçilmez bir tutku olduğu dünyada müzik de vazgeçilmez bir unsurdur. Dünyaca ünlü stadyumlarda olduğu gibi Hampden Park’ta birçok süper starın konserlerine ev sahipliği yaptı. The Rolling Stones, Rod Stewart, Tina Turner, Bon Jovi, Eagles, U2, Oasis, George Michael, Red Hot Chili Peppers, Neil Diamond, Take That, Bruce Springsteen, Coldplay, Pink ve Paul McCartney sevenlerine müzik ziyafeti yaşatmışlardır.

İskoçya’nın Florida Dağı bölgesinde bulunan Hampden Park’a inşasından itibaren ev sahipliği yapan Queen’s Park FC kulübü 1958 yılından bu yana alt liglerde mücadele vermeye devam etmektedir. Her sene 1’inci lige yükselebilmek için motive olup hatta kendilerince slogan belirleseler de (Hampden uğruna oynamak amacıyla”)  her sene hüsrana uğramaktadırlar.

Hampden Park’ta oynanılan maçlarda rakip takımları etkilemek amacıyla genelde 100.000’i aşkın seyirci ortalamasının olduğu maçlarda yüksek sesin oluşturmuş olduğu etkiyle bir kükreme etkisi yaratılmıştır. Hep bir ağızdan çıkan ve kulakları sağır eden melodiye İskoçlar Hampden Roar adını vermişlerdir. İlk defa 1929 yılında İngiltere’ye karşı oynanılan maçta bu durum fark edildi. İskoçya’nın 10 kişi kaldığı ve 0 – 1 geride olduğu maçta köşe vuruşundan gelen topta kafayı vuran Alex Jackson skoru eşitleyince tribünlerden yükselen kükreme sesi hafızalara kazınmış oldu. Böylece İskoç taraftarlar günümüzde her maç öncesi bu uğultuyu yaparak rakiplerinin motivasyonlarını etkilemeye çalışırlar. Aslında Hampden Roar’ın halk dilinde ki karşılığı çok farklıdır. Glasgow halkına Hampden nedir? diye sorulduğunda ya ‘Maçın skoru nedir?’ ya da ‘Nasılsın?’ cevabını almak mümkündür.

Hampden Park 6 Hampden Park 7 Hampden Park 8 General Views of UK Football Stadiums Hampden Park 2